Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ÇİN TİYATROSU

Sung Hanedanlığı (960-1278) ile Yuan Hanedanlığı (1260-1368) dönemlerinde oluşmaya başlayan Çin Dramı köklerini, balatlardan, danstan ve yüz – eğlence denilen yalancı şamanlık gösterilerinden alır. Bu dönemlerde, pazar yerlerinde ve cadde köşelerinde müzisyenlerin popüler halk şarkılarının arasına koydukları küçük dramatik aksiyon örneklerinin bir olaylar dizisi ile genişletilmesi ile oluşan türe karışık gösteri anlamına gelen “ısa cho” denilir.

1790 yılında imparatorun sekizinci yaş günü kutlamaları için çeşitli bölgelerden oyuncuların Pekin’e çağrılmasıyla ve bunların başkent Pekin’de kalarak kendi bölgesel üsluplarını birbirine karıştırmaları ile oluşan Pekin Operası 19. yüzyılın ortalarından itibaren baskın hale gelerek Çin’in en popüler türü olmuştur. Pekin Operası, edebi olmaktan çok teatral bir türdür. Tekstten ziyade oyunculuğa, dansa ve şarkıya dayanır. Genellikle bir metni oynamak yerine pek çok metnin en beğenilen bölümlerinden oluşan bir program uygular. Metin, gösteri için bir taslak olarak kullanılır. Çünkü seyirci oyunun öyküsünü izlemekten çok prodüksiyonu görmek için tiyatroya gider. Kuzey ve Güney dramı içinde barındıran Pekin Operası, bu dramlarda bulunan modları da kendi bünyesi içine almıştır.

Çin tiyatro oyunculuğu da öteki doğu tiyatrosu örnekleri gibi, günlük davranışların sanatsal ve öznel bir anlatım biçimine dönüşmesiydi. Bunun içinde oyuncu rolü canlandırmayacak, o rolü gösterecekti, yani bir bakıma role dışarıdan bakarak duygu ve düşünceyi aktaracaktı. Bunun içinde, sanatsallık, incelik ve yaratıcılık ön plandaydı. Bir yandan dogmatik simgecilik üzerinde duran Budizm, öte yandan atalara tapınmayı öngören konfüçyanizm tiyatro sahnesini etkilemiş ve oyuncular önceden saptanmış simge ve işaretlerle kendilerini ifade etme yoluna giderek yabancılaştırmaya ve stilizasyona dayanan bir oyunculuk tekniği geliştirmişlerdir. Hareketlerinde bir dansçının ya da akrobatın esnekliği vardı. Bu ilginç oyunculuk anlayışının eksik olan yanı insani görünmemesidir. Bu anlayış insan doğasını anlatmaya yetmiyor, onu çözümlemeye gitmiyordu.

Klasik Çin Tiyatrosunda saptanmış dört tip vardır.

-              ŞENG (erkekler)

-              TAN (kadınlar)

-              ÇOU (maskaralar)

-              ÇİN (boyalı yüzler)

ŞENG, ikiye ayrılır. Çeng Şeng uzun sakallı, yaşlı adam; çoğu kez imparatordur. Bazen bir bey ya da sadık uşak rollerine de çıkabilir. Hsiao Şeng geç adam; bazen asker, bazen de bürokrattır. Çoğu kez genç bir bilgin ya da âşıktır. Aşığı oynuyorsa elinde bir yelpaze, askeri oynuyorsa giysisinde sülün tüyleri bulunur.

TAN ise dörde ayrılır. Hua Tan biraz hoppa, dışa dönük, akıllı bir genç kızdır. Wu Tan savaşçı kadındır. LAO TAN kibar bir yaşlı kadın ya da anadır. ÇOU TAN bir oyunun komik kadınıdır.

ÇOU ise maskara bir tip olup, başrol sayılabilir. Giysisi çok değişiktir. Yüzünün ortası beyaza boyanmıştır. Kırmızı yanakları vardır. Günlük dili konuşur ve seyircilere sık sık laf atarak onlarla şakalaşıp sohbete girer.

ÇİN yüzlerinde maske gibi duran stilize edilmiş makyajı vardır. İki değişik niteliği simgeleyen temel renkleri siyah ile beyazdır. Siyah boyalı olanlar kötü tipler, beyaz boyalılar ise iyi tiplerdir. Bu boyalı tipler arasında mitolojik kişiler, bakanlar, generaller ve haydutlar vardır.

Çin Tiyatrosu’ndaki geleneklerin en önemlilerinden biri oyuncuların asistanlarının oyuncu oynarken sahnede bulunması ve oyuncunun elbiselerini getirip götürmesi ya da aksesuarlarını düzenlemesidir. Aktörlerin yardımcıları aktörlerin gösterişli kostümlerine rağmen sokakta giyilen elbiseler ile sahneye çıkarlar.

Çin’de oyunculuk eğitimi çok genç yaşta başlar ve altı yedi yıl sürer. Klasik oyunculuk için bugün bir okul yoktur. Oyuncu adayları bir büyük usta tarafından kabul edilirse onun yanında yıllarca eğitim görür. Başka bir deyişle, klasik oyunculuk eğitimi usta – çırak ilişkisine dayanır.