Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

HİNT TİYATROSU

Hindistan’da ilk dramatik gelişme aslında M.Ö. 2000’li yıllarda Rig – Veda’nın ilahilerindeki konuşmalarından var oldu. Bu ilahilerde, Kral Purururava’nın Peri Urvaşi’ye olan tutkunluğu, Peri’nin kraldan çocuk sahibi oluncaya kadar onunla yaşaması ve sonra da kralı terk etmesi anlatılıyordu. Dramatik gelişme daha sonra, Hint yazının Epik Döneminde (M.Ö. 500 – M.S. 320) Mahabharata ve Ramayana adlı iki büyük destanla hızlanmıştır. Çünkü bu iki büyük yapıt, Hint yazarlarına her zaman için bitip tükenmeyen bir kaynak olmuştur. Bugün bile zengin bir kaynak olma özelliğini taşımaktadır. Makedonya Kralı İskender’in M.Ö. 4. yüzyılda Hindistan’ı fethi sırasında oluşan bir etkilenme sonucu, Aristo’nun Poetika’sından etkilenildiği konusunda olan görüşler ise Natyaşastra’nın dramatik sanatın aksine Doğu’ya özgü göstermeci görüşler taşıması dolayısıyla pek rağbet görmemiştir.

Hindistan’ın en eski müzik kuramcısı Bharata Muni Natyaşastra “Dramatik Bilim” adını verdiği Tiyatro Sanatı’na ilişkin kitabında, dünyanın en eski dramaturgi çalışmasını yapmıştır. Sanskrit dramında Natyaşastra’ya göre belirlenmiş olan ilkeler oyunculuk biçimine de yansır. Natyaşastra “rasa” adı verilen sekiz temel ruh durumunu sayar. Bunlar; erotik, komik, pathetik, kızdırıcı, kahramancı (heroik), nefret verici, şaşırtıcı (olağanüstü) ve korkunç’a ilişkin ruh durumlarıdır. Bunlarda sekiz temel insan temel duygusuna bağlıdır; nezaket, cümbüş, üzüntü, öfke, kuvvet, korku, nefret ve istek.

Hintli oyuncular, kendi gösterdikleri oyun kişisinin duygularını geri plana atarak oynamayı sağlayacak biçimde eğitim görüyorlardı. Duygu yerine, onlar için daha estetik olan “rasa”yı ifade etmeye çalışıyorlardı. Bharata, Natyaşastra’da oyunculara şu öğüdü verir; “Gösterdiğiniz oyun kişisinin duygularını varsayın ve bunları giysi, konuşma, hareket ve jest biçimleri ile olabildiğince tanımlayın”.

Hintli oyuncular harekete Romalılardan daha çok önem veriyorlardı. Bir bakıma onların oyunculuk tekniği bir “hareketler tekniği” idi. Bunun için, denetimli, bir dizi hareketi getirebilmek için çalışıyorlardı. Bir oyunu hareketlerle dramatize edilecek gösteri olarak kabul ediyorlardı. Müzisyen nasıl yeni notalar bulgulayamazsa, oyuncu da saptanmış hareketler dışında yeni hareketler bulgulayamaz.

Hint tiyatrosunda iki temel dram türü vardır: biri, malzemesini söylence ve tarihten alan, oyunun sonunda ölmeyen kahramanları işleyen “nataka”, ötekisi de malzemesini insandan alan, devlet memurları ile olağan insanı ele alırken onların zaaflarıyla alay eden “Prakarana”dır.

Kerala’daki Kuttiyatam tapınak tiyatrosu, törensi niteliği ile kökenindeki ritüel öğeleri koruyarak varlığını sürdürmektedir.

Güney Hindistan’daki dans tiyatrosu Kathakali de oyunların konusunu tanrılar ve şeytanlar arasındaki savaşlar oluşturur. Kathakali oyuncusu bir tanrıyı yada şeytanı gösteren ayrıntılı bir maskeyi andıran makyajı ile sahnede yer almadan önce, ritüel kökenli bir giriş yapar.

Avrupa’daki Ortaçağın başlarında Hindistan’daki oyunculuk dansa benzeyen, biçimci, geleneksel ve stilize edilmiş bir oyunculuktu. Daha çok felsefi ve her şeyi önceden saptanmış, planlanmış bir oyunculuk anlayışıydı. Oyun sırasında hiçbir şey rastlantıya bırakılmamıştı. Burada saptanması gereken önemli nokta, Doğu tiyatrosundaki oyunculuğun temelde Batı tiyatrosu oyunculuğundan çok değişik biçimde başlamış olması ve farklı bir biçimde de gelişmesidir.