Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

SİMGECİ (SEMBOLİST) TİYATRO

1900 yılından sonra birçok tiyatro sanatçısı natüralist ideolojinin ötesine geçti. Hatta Hauptmann gibi bazıları sembolizm için natüralizmi reddetti. Sembolistler izleyeni fotoğraf benzeri bir yüzeyin arasından bakarak derindeki gerçekliği görmesini arzuladılar. Bu gerçeklik natüralistlerin göz ardı ettiği ruhsal gerçeklikti. Özünde ruhsallık olan bir tiyatroya ulaşma arayışındaki Gustave Kahn sembolist tiyatronun ilk manifestosunu 1889 yılında yazdı. Aralarında Fransız şair Stephane Mallarme (18421898) ve Belçikalı oyun yazarı Maurice Maeterlinck’in de (18421949) bulunduğu ilk sembolistler Richard Wagner’in mit yüklü müzikal dramasından, Fyodor Dostoevsky’nin ruhsal sezgisinden, Edgar Allan Poe’nun gotik gizeminden ve CharlesPierre Baudelaire’in imgesel şiirinden etkilenir.

1893 yılında kurulan ve Aurelien LügnePoe (18691940) tarafından işletilen Theatre de I’Oeuvre Batı Avrupa’da sembolist gösterimlerin merkezi haline geldi. LügnePoe tiyatrosunu Maeterlinck’in 1892 yılında yazılan Pelleas ve Melisande (Pelleas and Melisande) oyunuyla açtı. Evin İçi (L'Intruse, 1890) gibi ilk oyunlarında olduğu gibi Pelleas ve Melisande bir dizi sembol, tuhaf ses efektleri ve tekinsiz sessizlikler aracılığıyla gizem atmosferi yaratır. Pelleas ve Melisande seslere dayandığı kadar görüntüye de dayanır. LügnePoe, Maeterlinck’in oyununu yarı karanlık sahne arkada gri fon perdeleriyle ve seyirciyle oyuncuları ayıran tülbentlerle oynadı. Gizem dilinin öne getirilmesi yolundaki sembolist arzu bağlamında oyuncular sözlerinin çoğunu fısıldadı veya şarkı gibi söyledi ve ritüel benzeri törensilikle hareket ettiler. Maeterlinck’in sembolist oyunları çoğu seyirciyi şaşırttı ve rahatsız etti, ancak yine de bazılarında eğlendiler. Tiyatrosunda LügnePoe koku alma da dahil olmak üzere tüm duyuların bir arada sentezlendiği bir deneysel çalışma da gerçekleştirdi. 1929 yılında devrine kadar Theatre de I’Oeuvre, Hindistan Sanskrit draması da dahil bir çok tarzda ve farklı dönemlerden oyunlar üretmiş olsa bile, özellikle sembolist oyunlarıyla hatırlandı. 1890’lı yılların Paris’inde sembolist tiyatro dolaylı veya dolaysız olarak fotoğrafın materyalistliğine karşı sesin maddi olmayan gerçekliğini yüceltmek arzusundaki birkaç sanatçının etkisinde kalmıştır.

Sembolistler 18901910 yılları arasında Avrupa oyun yazarlığını etkiledi. Almanya’da Hugo von Hofmannsthal’ın sözde yeni romantizmi ile sembolizm arasında güçlü benzerlikler vardır. Von Hofmannsthal bir dizi kısa, şiirsel oyununda seyirciden düşünsel bir yanıt bekledi. Bu oyunlar arasında alegorik karakterlerin oldukça imgesel bir dil kullandıkları Ölüm ve Aptal (Death and the Fool, 1893) sayılabilir. İngiltere’de çoğunlukla sosyal komedileriyle tanınan Oscar Wilde’ın (18561900) “estetik hareket” kavramı çoğunlukla sembolistlerin amaçlarıyla ortak amaçları vardır ve yazarın tek sembolist oyunu Salome (1893) Theatre de I’Oeuvre tarafından sahnelenmiştir. İrlanda’lı şair William Butler Yeats (18651939) gençken Theatre de I’Oeuvre’de birkaç oyun izlemişti ve 1904 yılında Abbey Thatre’ın açılmasına yardımcı olmak için Dublin’e geri döndü. Dublin’de Yeats kendi yazdığı sembolist oyunlarıyla İrlanda halkını geçmişlerinin hamasetini hatırlatabileceğini umdu. Yeats gerçekçiliği küçümsedi ve yüzyılın başlarında İrlanda mitolojisine dayalı birkaç şiirsel oyun yazdı. 1907 yılından sonra oyunlarına kısmen model olarak Japon Noh dramasıyla ilgilenmeye başladı. Bu oyun yazarları sembolist eserlerinde basit, hatırlatıcı kurallar zorunlu koştu ve sıklıkla sese, şiirsel dillerinin anlamına başvurarak seyirciyi uyandırmak ve oyuna çekmeyi denedi.

1914 yılından önce iki sembolist merkez daha ortaya çıktı. Bunlarda biri Moskova ve diğeri ise St. Petersburg oldu. Moskova’da Valery Briusov (18731924) 1890’lı yıllarda Rusya’da sembolizmin başlamasına neden oldu ve daha sonra sembolist tiyatro için Rus halk tiyatrosunun naif lirikliğinin natüralist diyalogdan daha güçlü olduğunu iddia etti. Vyacheslav Ivanov (18661949) St. Petersburg’da sembolistlere, oyuncurahiplerin, seyirciler ve dini cemaat mensuplarıyla birlikte yaratılış mitini özellikle arkaik dil kullanarak canlandırdığı bir tiyatro arayışında olduğuna manifestosuyla önderlik etti. Stanislavsky Moskova Sanat Tiyatrosu’nda birkaç sembolist oyun sahneledi, fakat Vsevolod Meyerhold (18741940) sembolizmin alanında Vera Kommisarzhevskaya’nın (18641910) St. Petersburg’daki tiyatrosunda çok daha başarılı oldu. Örneğin Hedda Gabler’de Ibsen’in gerçekçi sahne direktiflerini dikkate almayarak, vurgulu renkler ve yontular kullandı, tekrarlanan hareketler Hedda’nın dünyasındaki klostrofobiyi çağrıştırdı.

Sembolizmin yıldızı hem kabarelerde hem de normal tiyatrolarda parladı. Avangart sanatçılar ve “bohemler”, burjuvanın 1880’lerde Paris’te ortaya çıkan genç şehirli kültürünü oluşturan üniversite mezunları kabarelerin asal katılımcılarını ve izleyicilerini oluşturdu. 1900’den sonra kabareler Avrupa’nın belli başlı şehirlerinin birkaçında3 yirminci yüzyılın çoğu avangart hareketine ev sahipliği yaptı. Bu kabarelerdeki gösterimler kukla tiyatrosu, şiir okuma, balatlar, sanat şarklıları, tek kişilik oyunları, alaycı ve edebi tabloları da içerebiliyordu. Bazen tek perdelik oyunlar da sahneleniyordu. Amatörden başlayarak en üst düzeydeki yapımların gerçekleştirildiği kabareler daha sonraları tiyatro sanatının önde gelen yenilikçileri olarak anılacak Almanya’da Max Reinhardt ve Frank Wedekind ve Rusya’da Nikolai Evreinov ve Meyerhold gibi çoğu kişi için sıcak bir yuva konumundaydı. Bazı açılardan, sembolist ideolojinin merkezini oluşturan ruhsal gerçeklerin çağrıştırılması kabarelerin performans sanatı ortamında sembolist tiyatrolarda bütünüyle teatral olarak temsil edilmesinden daha çok başarılı oldu.