Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

YÜZEVURUMCU (SURATINA* IN-YER-FACE) TİYATRO

Suratına tiyatro ya da yüzevurumcu tiyatro, 1990'larda Birleşik Krallık'taki tiyatro yazarlığında ortaya çıkan şiddet, cinsellik, uyuşturucu, cinayet gibi öğeler içeren oyunlar yazma eğilimine, akımın gözlemcisi olan yazarlar tarafından takılmış bir addır. Akım Cruel Britannia, New-Brutalism, New European Drama gibi isimlerle de anılır fakat bu terim en yaygın kabul görmüş olanlarından biridir. Türkçe'ye de girmiş bir terim olan in-yer-face ilk kez, Britanyalı tiyatro eleştirmeni ve Boston Üniversitesi'nin London Graduate Journalism programının yardımcı öğretim üyelerinden olan Aleks Sierz tarafından ortaya atıldı ve ilk baskısı 2001 Mart'ında Faber and Faber tarafından yapılan In-Yer-Face Theatre adlı kitabıyla, daha popüler hale geldi. Genç oyun yazarlarının yarattığı bir akım olan in-yer-face, seyircinin oyuna katılmasını ve seyirciyi sahnedeki müstehcen veya şok edici unsurlarla etkilemeyi amaçlar. "In your face" (yüzünüze karşı) terimi ise, çağdaş yazar Simon Gray'in Japes adlı (prömiyeri 2001 Şubat'ında Londra'da yapılmış olan) oyununda yer alan bir diyalogu tarif etmek amacıyla kullanılmıştır. Sierz ise, terimi günlük dilde kullanılan haliyle kendisine mal eder.

Gündelik yaşamı konu edinen in-yer-face tiyatroda yeni bir hareket değil. Futuristlerde izleyeni manüple etme, aşağılama yoluyla kışkırtma anlayışı vardı. Dışavurumcularda da bu yönelişi tetikleyen bir çıkış cümlesi, anahtar bir cümle vardı işte bu yöneliş “your” sözcüğünün argo deyimiyle “yer” sözcüğüne dönüşmesi sonucu tiyatroda “in-yer-face” yeni bir eğilimin habercisi oldu.

In-Yer-Face önce edebiyattaki yerini alan bir anlayış sonra sırasıyla sinemada, müzikte de adından söz edilen bir kavram... Tiyatroda kavramsal olarak ortaya atılışı ise Britanyalı tiyatro eleştirmeni ve Boston üniversitesinin London Graduate Journalizm programının yardımcı öğretim üyelerinden olan Aleks Sierz tarafından oldu. Sierz’in ilk baskısı 2001 yılının Mart ayında yapılan In-Yer-Face Theatre kitabıyla bu anlayışın popülerlik kazanması sağlandı. 1998 de yayımlanan New Oxford Sözlüğü’nde “Pervasızca, agresif, kışkırtıcı, aldırılmaması olanaksız” tanımı ile Collins English Sözlüğü’nde “Yüzleştirilen, yüzüne yüzüne ya da yüzyüze getiren” anlamı verilmiştir.

1950’lerin ortasında öfkeli genç kuşak yazarı Arnold Wesker, daha çok da John Osborne’un tiyatroda yaptığını 90’larda Jez Butterworth, David Eldridge, Sarah Kane, Martin Mc Donagh, Mark Ravenhill ve Judy Upton hep birlikte hayata geçirdiler.

İngiltere’de ve özellikle de genç oyun yazarlarının yönelişi olan bu tarz tiyatro anlayışı sahnede daha doğrusu oyun alanında şiddete, müstehcenliğe ve izleyeni şoke eden özellikleriyle kimi zaman seyirciyi sarsmaya kimi zaman da onları oyuna katılmaya yönlendiren dar alandaki paslaşmalara yöneltmektedir.

Ingiltere’de 90’ların başında düzenlenen bir yarışmayla “Black Box” (Kara Kutu) adı verilen küçük salonlarda oynanmak üzere yazılacak oyunlar için oyun yazarlarına çağrı yapıldı. Bu yarışmaya katılan tüm oyunlarda sert bir dil, cinselliğin aşırıya kaçan kullanımı ve yoğun bir şiddet olgusu dikkat çekiyordu. Yazarlar bugün için doğal sayılabilecek ve yaşamın içinde varolan şidderti sunarken kabul edilebilir olanın da sınırlarının zorlandığını görüyoruz. Ele aldıkları temalar atlanamıyacak kadar yanıbaşımızda cereyan eden ama görmezden gelmeyi yeğlediğimiz olaylardı. Savaş, ileri boyuttaki şiddet çeşitlemeleri, iletişimsizliğin yokettiği bireyler, kısacası metropol insanın tüm sorunları, çaresizlikleri, bireyin umarsızlığı…Günümüzde atlanmaması gereken bu temalar oyunlarda sert bir biçimde su yüzüne çıkıyordu ve Aleks Sierz şöyle diyordu; “Bu oyunlar bundan 30 yıl önce yazılamazdı. In-yer-face güncel bir tiyatrodur.”

Aleks Sierz, bu kavramı günlük dilde kullanımı ile kendisine malederken. Çağdaş yazarlardan Simon Gray, Japes adlı (2001 Şubat’ında Londra’da prömiyer yapan) oyununda yeralan bir diyalogu tanımlamak adına bu kavramı kullanmıştır. Dilimizde karşılığı yüzünüze karşı tiyatro ya da yüzüne tiyatro diyebiliriz.

1970’lerde bir kınama terimi olarak spor gazeteciliğinde de kullanılmaya başlayan “in-yer-face” 1980’lerde daha normal ve kabul görür bir argo terim olmuştur. 1990’larda ise saldırgan, kışkırtıcı, yüzsüz ve küstah anlamını taşır hale gelmiştir. Bu anlayışın Türkçe karşılığı olarak “damardan veren tiyatro” da denilebilir. Bu konuda ayrıntılı araştırmalarını ve düşüncelerini kaleme aldığı kitabında Aleks Sierz “deneyimsel, tecrübesel tiyatro” tanımını da kullanır.

İçeriğinde şiddetin yeralması nedeniyle bize şu soruları da sordurabilir in-yer-face ilkel toplumlarda örneğin bir avcı yaşamını idame ettirmek için avını nasıl avladığını yansılarken bu şiddet olgusuna ne denli yer veriyordu? Ya da Antik tiyatroda kölelerin kurban edilmesi, sunak taşı olayı şiddet olgusunun bir başka yansıması mıydı? Bir başka deyişle Seneca’nın oyunları şiddetin tiyatroda ele alınışıdır diyebilir miyiz? Bu soruları sormalıyız.Aslında burada karşı bir görüşe gönderme yaparak bu soruların yanıtlarının gizli olduğu Peter Schaffer’ın Gorgon’un Armağanı adlı oyununu tiyatroseverlerin okuması gerektiğini söylemekle kalmayıp şiddetle okumalarını öneririm. Buradan yola çıkarak belki de in-yer-face için underground edebiyatının tiyatroda bir yansımasıdır diyebiliriz.

Kökleri 60 lara dek uzanan bu anlayışın geçmişte bir ucunda Alfred Jarry’nin olduğunu ve Antonin Artaud’ya kadar uzanabileceğini söyleyebiliriz. Artaud şok ederek daha derin anlamı arama, bedensel duyumsama ve zihinsel kavramaya önem verir. Bu hareketin ivme kazanması ise 90 larda olmuştur…Bu yönelim daha çok İngiltere’de yazarlarını oluşturmuştur.

David Eldridge’e göre sol düşüncenin giderek yönünü yitirdiği, soğuk savaşın serbest piyasayı tehlikeli bir duruma getirdiği dönemin “Thatcher’ın Çocukları” adını verdiği genç kuşağın tepkileriyle bağdaştırdı. Hollywood starlarının daha çekici hale getirilmeye çalışıldığı bu sürece David Eldridge “İngiliz Tiyatrosunda Donmarizasyon” adını verir. Şok estetiği genel sanat tekniği değil, kullanılan bir araçtır. Neyin doğal, neyin gerçek olduğunu sorgular.

Aleks Sierz giderek in-yer-face tiyatro yazarları Mark Ravenhill, Joe Penhall ve Martin Mc Donagh gibi yazarların oyunlarının National Theatre ve West End gibi tiyatrolarda oynanması, Sarah Kane’in Avrupa üniversitelerinde okutulması ve avandgarde yazarların popüler kültür tarafından içselleştirildiğini vurgular.Avangardlarda egemen tarz ilkesi kırılır, biçem ve biçim ilkeleri yoktur ve dinamizm sınırsızlıkla gelişir.

In-yer-face pervasızca agresif ve kışkırtıcı, aldırılmaması olanaksız bir tiyatro anlayışıdır. Makul sınırları aşan bir yapısı vardır, “yüzleşme draması” diye tanımlanabilir ve kavram olarak da yüzsüz ve küstah anlamını kapsar. Tabuların yıkıldığı, dokunulmaz konuların irdelenmesidir.

In-yer-face seyircinin tahmin yürütmesine izin vermeden aşırı ve uçtaki duyguları hissettirme yolunu seçer. Buna saldırarak tiyatroyu canlı tutma çabası da diyebiliriz.

Kısaca genel özelliklerini şöyle sayabiliriz;

In-yer-face tecrübeye dayanır, süreçle ilgili olduğu için günceldir. Sierz araştırmasında ana çerçeveyi deneyimsel, tecrübeye dayanan üzerine kuruyor ve şöyle diyor; “Bu tiyatro sadece aşırı gerçekci ve duygusal olmasından ötürü iyi değil IYF, size de oluyor gibi olmasından dolayı çok iyi” Bize burada anlatılan oyunları izlerken koltuğunuza yaslanamadan, tam tersine gözünüzün önünde olan bitene daha da yaklaşarak olanları içinizde hissetmeniz, tecrübe etmenizdir.

In-Yer-Face seyircisini kullandığı dil ve imgelerle şaşırtan bir bakıma kişisel alana tecavüz olarak da tanımlanabilecek bir tiyatro anlayışıdır.

In-Yer-Face (IYFT) her türlü kötülüğün olasılığını sergiler.

In-Yer-Face özdenetimimizin sınırlarını sorgular.

In-Yer-Face için yüzleşme dramasıdır da denilebilir.

In-Yer-Face tabuların yıkıldığı bir anlayış bu anlamda dolaysız bir tiyatro anlayışıdır, izleyicinin yüzüne karşı direkt olarak yapılır.

Bu tiyatro anlayışı için Aleks Sierz “çok kuvvetli içgüdüsel tavrın izleyenleri tepki vermeye zorunlu kılması ya izleyenin çekip gitme isteğine ya da gördüğü şeyin en iyisi olduğuna karar verdiği gibi, başkalarının da izlemesini istemeleriyle sonuçlanıyor” der. Kısacası bu yönelişte orta halli bir karar yerine iki ayrı uç karar var. Bir İngiliz eleştirmen Böcek oyununda oyun kişisi Peter’in çılgınca bir tavırla vücuduna yerleşen böceklerden kurtulma krizine, önündeki seyircinin dayanamayarak gizlice kaçtığını anlatır.

Tiyatrodaki haz duygusu yerini oyun olmayan çıplak, sert ve boğucu gerçekciliğe bırakmış durumda bu tiyatroda gerçekler, gerçekcilik anlamında değil, olsa olsa yeni gerçekcilik olarak adlandırılabilir. Üstelik bu tarz yaklaşım küreselleşmede kendini daha çabuk ve yoğun biçimde hissettirir.

Sonuçta umursamama ve kayıtsız kalma lüksünüzü elinizden alan bir tiyatro anlayışı In-Yer-Face…

Gösteren ve anlatan olmaktan çok deneyimleten ve hissettiren bir tiyatro anlayışı. Eylemler şiddete dayalı, sözde ise küfür ve argodan çok yararlanılıyor- bu anlamda Davit Mamet vari de diyebiliriz- agresif ve provakatif özelliği ile dikkat çekiyor. In-yer-face zaten doğası gereği belli kalıplar içine kalıplar içine sokulamaz. Oyunların dili şöyle ya da böyle olacaktır diye bir sınırlandırmaya gidilemez. Yazarlar oyunları kendi usluplarında yazarlar. Martin Mc Donagh’nın oyunlari ya da Joe Penhall’ın “Aşk ve Anlayış” oyunu gibi oyunlarda küfürlü konuşmalar ya da sert cinsel içerikli sahnelere pek rastlanmaz. Oyunların sertliği yoğun psikolojik yanlarındadır. Hemen yanı başınızda sinir krizleri geçiren biri ya da bir anne-kız kavgası izleyenlerin kayıtsız kalamayacağı bir güçte işlenmiştir.

In-Yer-Face ahlaki normları sorgular, aşağılama yoluyla tabuların üzerine gider ve tabuların yıkılmasına yöneliktir.

In-Yer-Face’in kimliksizleşme, hedefi olmamak, mutlu olmayı becerememek temalarını ele aldığını söyleyebiliriz.

Bu anlayışta gözle görülmeyen yaşamlar sahneye taşınır. Bu tiyatro anlayışı özgür zihnin utanmazlıklardan temizlenip arınmasıdır. Bu bağlamda açıklık ve netlikle gizli kalanları açığa çıkarır ve bizler böylece yol alırız.

 

In-Yer-Face Yazarları

Martin Crimp, Sarah Kane, Martin Mc Donagh,Philipp Ridley, Tracy Letts, Anthony Nielsen, Joe Penhall, Brynay Lavery dilimize çevrilenler dışında Samuel Adamson, Kate Ashfield, Sebastian Barry, Richard Bean, Simon Block, Maira Buffini, Jez Butterworth, Richard Cameron, David Eldridge, Ben Elton, Tim Etchells, Simon Farquhar, David Farr, Nick Grosso, Zinnie Harris, David Harrower, Jonathan Harvey, Alex Jones, Patrick Marber, Komedy Kollektive, Conor Mc Pherson, Gary Mitchell, Phyllis Nagy, Rebecca Prichard, Marc Ravenhill, John Roman Baker, Simon Stephens, Shelagh Stephenson, Judy Upton, Enda Walsh, Che Walker, Naomi Wallace, Irvine Welsh, Roy Williams, Sarah Woods, Michael Wynne, Richard Zajdlic.