Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ABSÜRD TİYATRO

Saçma, Uyumsuz Tiyatro. Absürd Tiyatro'nun anlaşılması için, ortaya çıktığı dönem ve coğrafyanın iyi bilinmesi şarttır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra patlak veren, sanatın her alanındaki değişik yansımalar, tiyatro alanında da kendini göstermiş ve Absürd Tiyatro ortaya çıkmıştır. II. Dünya Savaşına gelene kadar Sanayi Devrimi'ni, I. Dünya Savaşı'nı yaşayan Avrupa'da, Nietzsche'den başlayarak ciddi çığlıklar yükselmeye başlamıştır. Nietzsche "Tanrı Öldü!" diye bağırırken aslında yaşamı anlamlandıramayan Batı insanın önemli bir derdini dile getirmeye başlamıştır. Daha sonra Jung gibi Batı aydınları da aklın insanlığı getirdiği durum hakkında önemli yazılar yazmıştır. II. Dünya Savaşı'nın patlamasından sonra bu çığlıklar artık tüm Avrupa'nın ortak derdi olmuş, yaklaşık elli milyon kişinin öldüğü insanlığın en büyük yıkım döneminden sonra yaşamın anlamı üstüne ciddi bir sorunsal baş göstermiştir ki, işte tam bu anda Avrupa'nın çeşitli sahnelerinde birbirlerinden de etkilenerek uyumsuz tiyatronun öncüleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu noktada  karşımıza iki önemli yazar çıkmakta; biri Samuel Beckett, diğeri ise Eugene Ionesco. Beckett'in “Godot'yu Beklerken” ve Ionesco'nun “Kel Şarkıcı” adlı oyunları bu tiyatronun ilk örnekleridir. Türk tiyatrosunda ise Güngör Dilmen'in “Canlı Maymun Lokantası” adlı eseri bu türün örneklerinden biridir. Çağdaş tiyatro türlerinden biri olan bu tiyatro türü, “Önemli olan bir sevinç ya da kaygının nedenlerini belirtmek değil, sadece o sevinç ve kaygının biçimini, oluşumunu göstermektir.” anlayışını esas alır. Absürd tiyatro türü, klasik tiyatronun bütün kural ve düzenlerini hiçe sayar. Bu anlayışa göre tiyatro, her şeyi anlamaya çalışmak, canlandırmaktan çok, bir ses ve hareket düzeni olmalıdır. Absürd tiyatroda olaylar arasında her zaman bağ kurma gereği duyulmaz, birbiriyle ilgisiz görünen sesler, sözler ve eylemler yer alabilir. Perde düzenine, serim, düğüm, çözüm bölümlerine önem verilmez. Eser bilinmeyenlerle, sembollerle ve saçma olarak adlandırılabilecek kurgularla doludur. Önemli olan, bir duygu ve olayın biçimini, oluşumunu göstermektir. Bu türün en önemli sanatçıları arasında Eugène Ionesco, Amedee, Samuel Beckett, Serapin Adubertive ve John Osborn sayılabilir.

 

ACI ÇEKME OYUNU

Ortaçağda ortaya çıkmış, insanın yaradılışından son yargıya kadar tüm dinsel öyküleri konu edinen dinsel yönlendirmeli oyun.

 

ACIKLI KOMEDYA

Fransız trajikomedyası, gözyaşlı komedya. Gülünç durumların birtakım acıklı durumlardan çıktığı tiyatro yapıtı türü. Acıklı durumları gülünç durumlarından daha sık olan komedya türü. Fransa'da klasik tragedyanın işlevini yitirmesinden sonra ve Aydınlanma Dönemi tiyatrosundan önce, burjuva tragedyası ile burjuva oyuna geçiş olarak, gülünç öğesinin de katışımıyla ortaya çıkmış oyun türü. Terim olarak Chassiron tarafından ortaya atılan Acıklı Komedya'nın başlıca temsilcileri N. De La Chaussee ile Marivaux'dur. Acıklı Komedya, daha sonra, Diderot tarafından burjuva oyunu olarak geliştirilmiştir.

 

AÇIK BİÇİM

Başlıca iki oyun biçiminden biri, kapalı oyun biçiminin karşıtı, atektonik. Göstermeci tiyatro, Aristotelesçi-olmayan tiyatro, yanılsamacı-olmayan tiyatro, epik tiyatro biçimi. Kesitlerden bir bütün oluşturan Açık Biçim'de çokluk ve çeşitlilik yoluyla deneysel bütünsellik kurulur, eylemde yer ve zaman çokluğu yer alır. Eylem tek değildir, düz bir çizgi izlemez, çeşitlilik ve karşıtlık içinde gelişir. Olaylar yan yana dizili ve kendi içlerinde süreklilikten yoksundur, bitişe doğru gitmezler. Bu nedenle, serim – düğüm – çatışma uğrakları, yer – zaman birliği olmadığı gibi, eylem ile bütünlük arasında da doğru orantı yoktur. Oyunun sahneleri tek başlarına vardır, eylemden bağımsızlaşmış uğraklardır. Oyun, dış eylemle değil, iç eylemle belirlenir. Ana konu, her sahnede bir başka görünümdedir. Tek tek her sahnenin bir özelliği, ana konunun özelliklerinden biridir. Oyun kahramanı, oyunun ekseni değildir, eylem, oyun kahramanın davranışlarını belirler. Oyun kişileri, eylem – yer – zaman bölünmesi ve çeşitliliği içinde yer alır. Her bir oyun kişisi çeşitlilik ve çokluk gösterir. Dil kuruluşu çok yönlüdür. Dil, oyun kişisini bütüne bağlayan ya da onun bütünle ilintili düşüncelerini dile getiren doğrudan bağ değildir, tam tersine, kişinin bütünden bağımsızlaşmasını sağlar, kendini kesitleştirir, üçüncü kişi haline getirir. Oyun içinde şiir, müzik, akrobasi gibi çeşitlilikler yer alır. Sahnelemede kurgu tekniği uygulanarak, film, belge, yansıtım gibi dramatik olmayan tekniklere başvurulur. İzleyiciye doğrudan seslenme ve şarkılar yoluyla sahnede olup bitenlere ilişkin bilgi verilir, yorum yapılır. İkili görüngeyle çelişmeler karşılaştırılır. Oyuncular, oyun oynadıklarını izleyiciye duyururlar. Sahne tasarımı, sahne giysisi, ışıklama, donatımlık, sahne etmenleri izleyiciye bilgi vermek, yanılsamayı yıkmak için kullanılır. Tiyatroda Açık Biçim'e Doğu tiyatrosunda, gölge ve kukla oyununda, ortaoyununda, ortaçağ tiyatrosunda, daha sonra ise politika tiyatrosunda, uyarma ve propaganda tiyatrosunda, yöntemleşmiş biçimiyle epik tiyatroda rastlanır.

 

AÇIK DOĞA TİYATROSU

Bir Açıkhava Tiyatrosu biçimi. Açık doğa tiyatrosu, ormanlık kayalık, dağlık vb. gibi doğal alanlar ile tarihsel yıkıntı, saray bahçesi, spor alanı vb. gibi açık alanlardır. Açık doğa tiyatrosu uygulamaları, 18. yüzyılda yer almaya başlamıştır. Açık doğa tiyatrosu uygulamalarına günümüzde daha çok törensi tiyatro etkinlikleri ile tiyatro antropolojisi çalışmaları kapsamında, yaz ve tiyatro şenliklerinde rastlanmaktadır.

 

AÇIKHAVA TİYATROSU

Tiyatro oyunlarının, açık havada oynandığı tiyatro yerlerine, Açıkhava Tiyatrosu denir. Geniş Anlamda, Açıkhava Tiyatrosu, oyun yeri ile izleyici yerinin yerleşik bir tiyatro yapısı içinde bütünleşmediği, doğal alanlar ile açık alanlarda gerçekleştirilen, doğanın dramaturjik bir etken olarak yer aldığı tiyatrodur. Bu anlamda, Açıkhava Tiyatrosu, açık doğa tiyatrosudur. Açık hava tiyatrosunun ilk örnekleri, ilkçağlarda tapınak avluları (örneğin; Eski Mısır, Hindistan, Çin, Japonya) ile açık pazar yerleridir (Eski Yunan-Agora). Belli bir yapı dışında, açık alanlarda gerçekleştiriliyor olması bakımından, köy seyirlik oyunları, kırsal tiyatro, pazar alanlarında gerçekleştirilen ortaçağ dinsel tiyatrosu, üstü açık yapılı Shakspeare sahnesi (Elisabeth tiyatro yapısı), Altın Çağ İspanyol avlu tiyatroları (corral), Açıkhava Tiyatrosu kapsamına girer. Günümüzde, kapalı tiyatro yapıları dışında gerçekleştirilen törensi tiyatro etkinlikleri (Örneğin; Living Theatre, P. Brook, E. Barba vb.), sokak tiyatrosu (A. Boal), Açıkhava Tiyatrosunun başlıca örnekleridir. Dar anlamda, Açıkhava Tiyatrosu, kendine özgü mimari özellikler taşıyan açık tiyatro yapısıdır. İlk kez, ilkçağda Yunanistan'da görülen Antik Yunan Açıkhava Tiyatrosu'nun etkisinde, Antik Roma'da ve Helenizm Dönemi'nde amfi tiyatrolar gelişme göstermiştir. Bu anlamda, Açıkhava Tiyatrosu'na propaganda amaçlı törensi tiyatro etkinliklerinin ortamı olarak Nazi dönemi Almanya'sında da rastlanır. Günümüzde ise, Açıkhava Tiyatroları daha çok yaz tiyatro etkinlikleri için kullanılmaktadır. Açıkhava Tiyatrosu, her iki anlamıyla, hangi çağda olursa olsun, geniş izleyici kitlesi ile tiyatro eylemi arasında etkin bir bağ kurması, toplumsal işlevsel bir özellik taşıması, öte yandan, geniş bir görüş açısı sağlaması ve yüksek yankı düzeni olanaklarıyla donatılmış olmasıyla önem taşır.

 

AÇILMAK

Oyuncunun gövdesiyle seyirciye dönmesi.

 

ADAPTASYON

Adapte etme, uyarlama. Yabancı dille yazılmış bir eseri, yer adları, şahıs adları, deyimleri, gelenek ve görenekleriyle yerli hayata uyarlayarak çevirmeye denir.

 

AGON

Çatışma. Antik tiyatroda, tragedya ozanları, oyuncular ve Dithyrambos koroları arasında yapılan yarışmalar. Yunan tragedyasında, savsöz ve karşı savsözün, öneri ve karşı önerinin, yanıt ve karşı yanıtın, atışma biçimi içinde yer aldığı söz kapışması sahnesi.

·         Yarışma.

·         Antik Yunan komedyasında düşünceleri birbirine karşıt olan iki oyun kişisinin tartışmaya girdiği bölüm.

·         Antik tiyatroda sanatçılar, ezgiciler, yazarlar ve oyuncular arasında değerlendirme ile sonuçlanan yarışma.

·         Eski Komedya'da, daha çok Aristophanes komedyalarında yer alan ve oyun kahramanlarının tasarılarını tartışma konusu yapan yapısal öğe.

 

AGORA

Pazar yeri. Antik Yunan kent devletinin dini, ticari, siyasi, hukuki, yönetimsel ve kültürel merkezi. Antik tiyatro yapısı ortaya çıkmadan ve Dionysus Şenlikleri Atina'daki Akropolis'in güneydoğu yamacına alınmadan önce, oyunlar pazar yerinin basamaklı tarafında oynanırdı. Seyirciler basamaklara otururdu.

 

AKSESUAR

Tiyatro sahnesinde kullanılan eşya.

 

AKSİYON

Hareket. Roman, hikâye, tiyatro vb. türlerde konuyu genişleten asıl olaylar. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketine, bu hareketten ortaya çıkan gelişime, oyunun başlıca olayına denir.

 

AKTÖR

Erkek tiyatro sanatçısı. Tiyatro eserindeki kişileri canlandıran erkek oyunculara denir.

 

AKTRİST

Kadın tiyatro sanatçısı. Tiyatro eserindeki kişileri canlandıran kadın oyunculara denir.

 

AKUSTİK

Kapalı yerlerde (Tiyatro, sinema, konser salonu vb.) seslerin dağılım biçimi, tonlaması, ses uyumu. Sesleri bozmadan yansıtabilme özelliği.

 

ALAN TİYATROSU

Açık ya da kapalı, oyunun oynandığı tiyatro biçimi. Antik Roma tiyatroları, amfi tiyatrolar, Alan Tiyatrosu'nu ilk örnekleridir. Alan Tiyatrosu, sahne ile izleyicinin iç içe kaynaştırılması kaygısından doğmuştur. Geniş bir görüş açısı taşıması ve sahneleme olanaklarını çoğullaştırması bakımından önem taşır.

 

ALEGORİ

·         Belli bir kavram düşünce ya da ahlak kategorisinin kişileştirme yoluyla canlandırmak.

·         Bir konuyu, onunla benzerlik taşıyan başka bir konunun geliştirilmesi yoluyla verme.

Alegoriyi simgeden ayırmak gerekir. Çünkü simge kişiselde özeti verirken, alegori genelde özeti verir. Alegoride tüm ayrıntılar imgesel bütünlük içindedir.

 

ALTIN ÇAĞ

Doruğunu Aydınlanma Çağı'nda bulan, 17. yüzyıl ortalarından 18. yüzyıla dek gelişen bir süreç içinde yetişmiş olan büyük oyun yazarları ve yapıtları için kullanılan deyim. İngiltere'de Shakespeare, Marlowe, Ben Johnson, Fransa'da Corneille, Racine, Moliere, İspanya'da Lope de Vega, Calderon ve Tirso de Molina Altın Çağ sürecindeki yazarlardır.

 

AMATÖR TİYATRO

Gönüllü Tiyatro. Genel anlamda, profesyonel tiyatronun karşıtı, parasal kazanca ve meslekten sanatçı kişilerin etkinliklerine bağlı olmayan tiyatro. Bu anlamda, Amatör Tiyatro, tiyatronun kökenlerine kadar uzanır. Antik tragedya ve komedya etkinlikleri, ortaçağ dinsel tiyatrosu, 18. yüzyıl saray tiyatrosu, Amatör Tiyatro kapsamına girer. Dar anlamda Amatör Tiyatro, 18. yüzyıldan sonra, küçük kentlerde, tiyatro derneklerinin etkinlikleri olarak boy atan, belli bir siyasal, sanatsal erek ve eleştirel yönelim gütmeyen, tiyatro heveslilerince sanattan tat almak için gerçekleştirilen etkinliklerdir. Kırsal tiyatro, köylü tiyatrosu, sözlü tiyatro da Amatör Tiyatro kapsamına girer. Amatör Tiyatro, 19. yüzyıldan sonra daha çok kültür politikası etkinlikleri bağlamında, işçi tiyatroları olarak kendi tiyatro kültürünü yaratmıştır. Bu anlamda, sokak tiyatroları, eylem tiyatrosu, işçi – köylü tiyatrosu, siyasal Amatör Tiyatro'nun örnekleridir. Öte yandan okul tiyatroları, üniversite tiyatrosu, çocuk tiyatrosu, gençlik tiyatrosu, günümüzde en yaygın Amatör Tiyatro biçimidir. Semt tiyatroları, yerel yönetim tiyatroları, sendika tiyatroları, kurum tiyatroları, cemaat tiyatroları da Amatör Tiyatro kapsamı içinde yer alır. Bu tür Amatör Tiyatro etkinlikleri, gerek siyasal, sanatsal ve kültürel yönelimleri, gerekse uygulamalarıyla profesyonel tiyatrolar karşısında güçlü seçenek oluşturdukları kadar, tiyatro sanatının yaygınlaşması bakımından da önem taşırlar.

 

AMFİ TİYATRO

Antik Yunan ve Roma tiyatro yapısı biçimi. Tam çember ya da yumurta biçiminde bir sahne düzlüğünün çevresinde oturma yerlerinin basamaklar halinde yükseldiği bir Açıkhava tiyatro yapısıdır. İlk başta, dramatik gösterileri değil, gladyatör döğüşlerini, vahşi hayvan gösterilerini izlemek için yapılmış olan Amfi tiyatroların en ünlüsü de Roma'daki Colosseum'dur. Amfi tiyatro sözü, daha sonra, yarı çember bir oyun yerinin çevresinde oturma yerlerinin bir yamaca yaslanarak gittikçe yükseldiği antik Yunan Açıkhava tiyatroları için de kullanılmaya başlanmıştır. Amfi tiyatro, oyuncunun daha çok da koro şarkıcısının kalabalığın ortasından izleyiciye doğrudan seslenmesi biçiminde tiyatronun kendi kökeninden gelişmiştir. Tiyatronun bu törensi kökenlerinden antik Yunan'da, amfi tiyatro, antik oyuncuların canlandırıldığı yer olmuştur. Amfi tiyatro yapıları, bir izleyici yeri (theatron), koronun şarkı söylediği çember biçimli bir orta olan (orkhestra) ile oyuncu yerini (skene) kapsıyordu. Amfi tiyatrolar, sahne ile oyuncu yerinin bütünleştiği tiyatro yapıları olarak, perspektifli Barok çerçeve sahneli tiyatro yapılarının karşısında yer alırlar. Amfi tiyatro, oyuncu ile izleyiciyi, tek bir yerde birleştirir. Bu anlamda, Amfi tiyatro, izleyicilerin toplumsal katman olarak birbirinden ayrılmadığını geniş kitleler için tiyatro yapısı biçimini oluşturur. Amfi tiyatro, bu yapısal özellikleriyle çağdaş tiyatro yapılarına örneklik etmiştir.

 

ANAGNORİSİS

Tanıma, bilgisizlikten bilgiye geçiş. Bir oyun kişisinin gerçek kimliğini öğrenmesi (Aristoteles'in Poetika adlı yapıtında). Örneğin, Oidipus'un evli olduğu kadının öz annesi olduğunu öğrendiği an.

 

ANARŞİ TİYATROSU

Fransa’da komünün 1881’de dağılması sonrasında, Birinci Dünya Savaşına kadarki ekonomik bunalım döneminde siyasal baş tanımazlıkla (anarşizmle) ilgili tiyatro etkinlikleri. Kent soylu topluma karşı duran ve işçi sınıfının devrim kavgasını savunan bu tür tiyatronun başlıca yazarları arasında Octave Mirbeau ve Darien gibi militan yazarlar ve Louise Michel ve Jean Grave gibi yazar militanlar vardır. Bunlar daha çok propaganda ile uğraşmışlardır. Bu tiyatronun oyuncuları amatörlerden ve militanlardan oluşuyordu.

 

ANGURA

1960'ların sonlarında, öğrenci hareketleri döneminde ortaya çıkmış, küçük tiyatro toplulukları.

 

ANLAMSIZLIK TİYATROSU

İnsanın doğaya ve yaşama olan giderek artan uyumsuzluğunu, doğadan kopukluğunu ve yabancılaşmasını bir insanlık durumuymuş gibi kabul eden, bunun için de alışagelmiş mantıksal gelişimi bozarak, öznelci idealizmin bir sonucu olarak değer tanımazlığa eğilimli, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, özellikte Fransa'da yaygınlaşan tiyatro anlayışı.

 

ANONİM OYUN

·         Kimin yazdığı belli olmayan ya da belirsiz kalmış oyunlardır. Örneğin birçok commedia dell'arte senaryosu ve bizde pabuççu Ahmet’in maceraları anonim oyunlar arasındadır.

·         Yazılı metni olmayan, oynanışında ortaklaşalık ve doğaçtanlık gerektiren oyunlar. Örneğin, her türlü halk seyirlik oyunları, ortaçağdaki dinsel oyunların bir bölümü, happening'ler, sokak tiyatrosu oyunları vb.

 

ANTİ TİYATRO

Tiyatro yoluyla tiyatroya karşı tiyatro yapmak. Kabul edilmiş ve bilinen tiyatro kurallarının her yönden dışına çıkan ve tiyatroya karşı tiyatro yapmayı amaçlayan, deneyci yazarların savundukları bir anlayış. Bunların başında Samuel Beckett, Eugene Ionesco, Jean Genet gibi yazarlar gelir. Anti tiyatro, Ionesco'nun, gelenekselleşmiş burjuva tiyatrosuna ve kalıplaşmış tiyatro anlayışına karşı ortaya attığı, köktenci sol eylem tiyatrosu olarak ortaya çıkan tiyatro etkinlikleri için ve genel olarak öncü saçma tiyatrosu ile eşanlamlı kullanılan kavramdır. Örneğin, güncel olaylara doğrudan tepki gösteren, tiyatro klasiklerini öğrenci hareketi anlayışı içinde siyasal olarak yoğuran ve güncelleştiren, aşırı biçimselleştirmeye yönelen, kültürel devrimci yabancılaştırma özellikleriyle öne çıkan, tiyatro ile sinema tekniklerini karıştırarak uygulayan Eylem Tiyatrosu (R. W. Fassbinder). Bu anlamda, geleneksel tiyatro pratiği dışına çıkma olarak, Living Theatre, happening, Off-Off-Brodway, performance art, törensi tiyatro, vb. anti tiyatro kapsamı içinde görülebilir. Anti tiyatro anlayışının temelinde, insanlar arası herhangi bir birlik ve uyum kurulamayacağı görüşü yatar. Nasıl Birinci Dünya Savaşı sonrasında karşı sanat anlayışı olarak dadacılık akımı ortaya çıkmışsa, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da yıkılan insani değerler karşısında bir karşı sanat biçimi olarak Anti tiyatro akımı ortaya çıkmıştır.

 

ANTİK TİYATRO

M.Ö. 486 yılında başlayan ve aşağı yukarı M.Ö. 200 yılına kadar süren bir dönem içindeki Eski Yunan ve Latin tiyatroları için kullanılan terim. Batı tiyatrosunun temelini oluşturan Antik Tiyatro, aynı zamanda Batı drama sanatı ile drama kuramının da temelini oluşturur. Gerek drama, gerek tiyatro olarak Antik Tiyatro, tüm tiyatro tarihinin ve tiyatro deneyiminin beşiğidir. Günümüze kadar etkilerini sürdürmüş ve sürdürmekte olan Antik Tiyatro, başlıca şu özgün özellikleriyle gösterilmektedir;

·         Dinsel törensi kökenleri dolayısıyla, şenlik tiyatrosu.

·         Siyasal hak ve din – ahlaksal yükümlülük olarak, tüm kent halkının izlemeye katılması dolayısıyla, kitle tiyatrosu.

·         Gerek doğal – toplumsal koşulları, gerek mimari yapısı dolayısıyla, Açıkhava tiyatrosu.

·         Drama ve tiyatro gelenekleri dolayısıyla, geleneksel tiyatro.

Antik Tiyatro, tüm bu bütünleşik özellikleriyle, tiyatro tarihinin aynı zamanda en önemli tiyatro dönemidir.

 

ANTİK TRAGEDYA

M.Ö. 6. yüzyılda Yunanlı Thespis ile başlayan ve M.S. 1. yüzyılda Latin Seneca ile son bulan yedi yüz yıllık bir süreç içinde yazılmış tragedyalardan her biri. En büyükleri Aiskhülos, Sofokles ve Övripides’tir.

 

ANTİK YUNAN TİYATROSU

M.Ö 6. yüzyıldan, M.Ö. 2. yüzyıla dek uzanan bir süreç içindeki Eski Yunan Tiyatrosu.

 

ANTRAKT

Tiyatro oyununun oynanışı esnasında; sahnenin düzenlenmesi, oyuncunun diğer perde için hazırlanması ve seyircinin dinlenebilmesi amacıyla verilen kısa ara.

 

APAR

·         Oyuncunun rol gereği seyircinin duyacağı biçimde ama öbür oyuncuların duymadığı var sayımla düşüncelerini söylemesi.

·         Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması.

 

ARA DANSI

Bir büyük oyunun bölüm aralarında kısa danslı skeç ya da salt dans.

 

ARA OYUN

·         Büyük bir oyunun sahneleri arasına konulan gösterilen oyundaki gelişmeyi anlamlandıran kesim.

·         Rönesans’ta iki oyun ya da gösteri arasında oynanan mitologya konulu oyun.

Antik koro, İspanyol entremese, İngiliz interlude, Fransız fars, halk şarkısı ve kaba oyun gibi sanatsal canlandırma biçimlerinden gelişmiş olan Ara Oyun, dans, pantomim, akrobasi, koro, şarkı, okuma, bale, burlesk vb. gibi öğeleri içerir. İngiltere'de 15. ve 16. yüzyıllarda uzun bir oyunun arasında oynanan kısa oyunlar, İtalya'da 15. ve 16. yüzyıllarda halk pastoral oyunları ile ciddi ya da müzikli oyunlar arasında yer alan hafif ve güldürülü kısa gösteriler, İspanya'da 16. ve 17. yüzyıllarda dinsel yortularda oynanan ve genellikle bir dansla biten kısa güldürülü oyunlar, Ara Oyun kapsamına girer.

 

ARABA SAHNE

Araba üzerine kurulan sahne türü. Bu ilk kez orta çağda ortaya çıkmış ve kilisenin dinsel amaçlarına uygun olarak kullanılmıştır.

 

ARKAİK TİYATRO

Tiyatronun kaynağını ortaya çıkaran, tiyatronun henüz örgütlenmediği estetize edilmediği ve herhangi bir betiğe dayanmadığı dönemdeki törensel gösterilerin tümüne verilen ad. İlk antik tiyatro yapılarının M.Ö. 1700 yılına dek gerilere giden tarihi süreci. M.Ö. 1700 yıllarında Girit'teki knossos basamakları adlı, birleşik zeminli düz doğrulu oyun alanı ve izleyici yeri buna bir örnektir. M.Ö. 6. yüzyıldaki arkaik Diyonizos Tiyatrosu, 26 m. X 28 m. boyutları ve ortada sunak yeri olan yamuk bir duvarla sınırlanmıştı. Seyirci, tepenin eteği ile sınırlı tahta banklarda otururdu.

 

ARKİTEKTURA

Tiyatro tarihi içinde aynı adı taşıyan iki önemli kitabın adı.

·         M.Ö. 16 – 13 yılları arasında Vitrivüs tarafından yazılan on ciltlik mimarlığa ilişkin yapıt beşinci cilt roma tiyatro yapısı üzerindeydi. Bu kitap 1484’te bulunduğunda Rönesans mimarları bunun antik Yunan tiyatro binası olduğunu sanarak o planları örnek aldılar.

·         Sebastiano Serlio’nun 1551’de yazdığı sahne uygulamasına ve mimarlığına ilişkin yapıt. Serlio, bu yapıtında, ilk kez sahnedeki görüntü (perspektif) sorununu, bilimsel bir yolla çözümlemiş, tragedya komedya ve satır oyunları için dekor örnekleri vermiştir.

 

ARLEKİNO

Rönesans’ın 1550 yıllarında ortaya çıkan, İtalyan halk doğaçlama tiyatrosunun en önemli uşak tipidir. Hırsız ama iyi yürekli, yalancı ama şirin. Tahta bir hançeriyle, kimseye zararı olmaz. Renk renk yamaları olan giysisi vardır. Sonradan bu yamalar baklava biçimi almıştır.

 

ARTOYUN

Uzun bir oyunun bitiminden sonra oynanan tek perdelik kısa oyun.

 

ASAL DÜĞÜM NOKTASI

Baş oyun kişisinin, en çok direndiği ya da güç harcadığı yer. Aksiyon yönelişini gösteren orta bölümün başlangıcı ilk asal düğüm ve bitimi de son asal düğüm noktaları ile sağlanır.  İlk asal düğüm noktası, ana çatışmayı başlatır, son asal düğüm noktası bu çatışmayı sonuca ulaştırır. Ana çatışma ise, eğer kişiler ön plandaysa baş oyun kişisinin yönelişine, eğer olaylar ön plandaysa ana olayın gelişimine göre saptanır.

 

ATELLAN GÜLDÜRÜSÜ

Roma İmparatorluğu’nda adını bir taşra kentinden alan, kökeni dinsel kutlamalara değin geri giden flüt eşliğinde mimik dansı ve güldürüsü. Antik Yunan Tiyatrosunda ise, filyöakes güldürüsünün etkisinde, açık saçık doğaçlamaları ve kalın çizgili güldürüyü içeren oyun türü. (Palliata güldürüsü)

 

AUTO SACRAMENTALE

İspanya'daki ilk dinsel oyunlara verilen ad. Bu oyunlarla kutsal kitaptan öyküler ve ermişlerin yaşamları, alegorik oyun kişileriyle sahneye getirilmiştir. Rönesans'ta Lope de Vega ve Tirso di Molina gibi ünlü İspanyol yazarları birçok auto sacramentale yazmışlardır.

 

AVANGART TİYATRO

Genel geçerlik kazanmış anlatımları, yeni biçim ve anlatım denemeleriyle kökten aşmaya yönelik tiyatro hareketleri. (Deneysel-Yenilikçi tiyatro uygulamaları)