Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

BAHÇE TİYATROSU

M.S. 17. – 18. yüzyılların bir saray tiyatrosu biçimi. Saray şenliklerinde bahçeye kurulan Barok kulisli tiyatrolar ya da bahçedeki ek tiyatro yapıları. Kral balelerinin, bale komedyaların ve operaların oynandığı Bahçe Tiyatroları; öncelikle L. Burnacini, Galli – Bibiena Ailesi gibi tiyatro tasarımcılarınca gerçekleştirilmiştir. Havuz tiyatrosu, Bahçe Tiyatrosu'nun özel bir biçimi olarak, yapay ışık altında değişen sahnelerle ve su oyunları eşliğinde tiyatro gösterilerini kapsar. Bahçe Tiyatrosu'nun başlıca örnekleri; Viyana Schönbrunn İmparatorluk Bahçe Tiyatrosu (1673), Bayreuth Roma Tiyatrosu (1743), Foitainbleau (1661), Versailles (1664).

 

BALE

Konusu türlü dans ve ritmik hareketlerle anlatılan müzikli, sözsüz gösteri türüne denir.

 

BALET OPERA

Tanınmış melodilerle söylenen şiirli opera. İngiltere'de 18. yüzyılda İtalyan operasına bir tepki olarak çıkmıştır. Bunun en iyi örneği, ilk temsili 1728'de Londra'daki Lincoln's Fields tiyatrosunda verilen ve müzik düzenlemesini Pepusch'un yaptığı John Gay'in Dilenci Operası (The Beggar's Opera)’dır. Bertolt Brecht bu yapıttan esinlenerek müziğini Kurt Weillin bestelediği Üç Kuruşluk Opera'yı yazmıştır.

 

BAROK TİYATRO

16. yüzyılın sonu ile 17. yüzyılın sonu arasında, Barok kültürün bir parçası olarak yer alan ve ülkelere göre değişik özellikler gösteren tiyatro. Aşağı yukarı 1590 ile 1750 yılları arasındaki süreçte egemen olan Barok sanat ve kültür anlayışı, en önemli anlatımını mimarlık ve müzik alanında bulmuştur. Ancak resim, heykel ve tiyatroyu da etkilemiştir. Rönesans tiyatrosundan Aydınlanma tiyatrosuna kadar uzanan, klasik Fransız tiyatrosu ile Altın Çağ İspanyol tiyatrosunun yanı sıra, Elisabeth tiyatrosu ile Jakobyen tiyatroyu da içine alan Barok Tiyatro, öncelikle Hıristiyan öğretisi ile mutlakçılığın izinde, dinsel – ahlâkçı öğretisi ile "siyaset okulu" özelliğiyle, saray tiyatrosunun bir yansıması olmuştur. Barok dinsel dünya düşüncesi bağlamında, Barok Tiyatro, görünüş ve varlık metafiziğine dayanır; dünya, kendi imgesidir. Bu bağlamda tiyatro, Barok düşüncesinin temel çizgilerini, varlık – görünüş, gerçek – maske rol – kişi, sonsuzluk – an, kalıcılık – geçicilik diyalektiğini içerir. Barok "dünya tiyatrosu", tüm ayrımlarına karşın, tiyatro biçimlerinin bütünselliğini kurmaya çalışır. Oyun türleri ve alt türleri, İspanyol auto sacramentallerin gizem oyunları ile acıklı oyunlarından, güldürülü oyunlar ile comedia'lara, tragikomedya ile çobanıl oyunlara, saray tiyatrosu şenlik ve balelerinden halk güldürü tiyatrosu oyunlarına, bu arada kendi içlerinde Cizvit tiyatrosunun şehitlik oyunlarından maskeli saray oyunlarına, tarihsel oyunlar ile çeşitli halk güldürülerine kadar ayrışır. Barok Tiyatro, antik tiyatronun, ortaçağ tiyatrosunun ve Rönesans tiyatronun çeşitli tiyatro biçimlerini kendi gününün ideolojisi içinde yeniden yoğurmuştur. Barok Tiyatro'nun çok biçimliliği buradan kaynaklanır. Öte yandan, Barok Tiyatro, antik ve Rönesans drama kuramından yola çıkarak türler hiyerarşisini getirmiş; tragedya, komedya ve ara tür olarak tragikomedya üçlüsünü kurmuş; mimesis ve katharsis kavramlarını dini – ahlâkî öğretisini işleyen oyunlar, trajik avunma ya da komik olanın üstün gelmesiyle sona ulaşır. Oyun yapısı, antik dramanın izinde, prolog – serim – doruk – peripetie – katastrophe ve anagnorisis uğraklarını olduğu kadar, öğretici – ahlâkçı işleviyle koroyu içerir. Barok Tiyatro'da, Barok öğreti ve temel eğilimler ile anlatım araçları arasında tam bir uyuma rastlanır. Barok Tiyatro yapısı ile sahne düzeni, sahne tasarımı ile oyun alanı, Barok dünya görüşünü canlandırdığı kadar, bu doğrultuda yenilikler tiyatrosu özelliğini de taşır. Barok Tiyatro sahnesinde görünüş – varlık metafiziğinin "dünya tiyatrosu" imgesinin yaratılmak istenmesi, sahne aygıtlarının kullanımını, sahne tekniğinde yenilikleri, kulis değişimlerini ve mekân perspektifini öne çıkarmıştır. Tiyatro sahnesi, Rönesans tiyatrosundaki gibi, insanlar arası çatışmaların yer aldığı yer ve nesnel alan olmaktan çıkmış; yukarıdaki Tanrı ile aşağıdaki Şeytan ve arasında kalmış insanın evrenini verecek biçimde, dikey ve oylumlu sahne haline gelmiştir. Sahne ve kulis tasarımı, sahne görüntüsü ve imgesi, sahne etmenleri, tüm bunlar, dünyanın gelip geçiciliğini, dünyanın "yalan dünya" olduğunu vermeye yönelik göz yanıltmacılığa ve perspektif oyunlarına dayanıyordu. Sahne makineleri, alegorik anlatıma, insanı aşan güçlerin canlandırılmasına, varlık ile görünüş arasındaki sınırı kaldıracak perspektif tekniğinin öne çıkmasına yardım ediyordu. Tüm sahne sistemi, "tiyatro içinde tiyatro", "oyun içinde oyun" ilkesini gerçekleştirmek içindi. Giysi değişimleri, maskeler vb. bu yanılsama ilkenin uygulanmasına hizmet ediyordu. Barok Tiyatro'da oyunlar, bu biçim çeşitliliğine karşılık verecek yönde, prens sarayları, manastırlar, Pazar yerleri gibi çok çeşitli oyun yerlerinde oynanıyordu. Evrensellik – ulusallık, burjuva kültürü – saray kültürü, Hıristiyan içerik – antik biçim, dünyasallık – öbür dünya düşüncesi ikililiğine dayanan ve uluslar üstü mutlakçı yönetimlerin tiyatrosu olan Barok Tiyatro, dramaturjik ve teknik açıdan etkisini uzun yıllar sürdürmüştür.

 

BAŞLANGIÇ MÜZİĞİ

Bir opera gösterisinde perde açılmadan ya da açılırken çalınan giriş müziği.

 

BAŞOYUNCU

Bir oyunun belkemiğini kuran oyun kişisi.

 

BAŞROL

Bir oyunun gelişmesine asal katkısı olan rol.

 

BAUHAUS TİYATROSU

20. yüzyılın başlarında tiyatro mimarisi ve sahne tasarımı alanında yenilikçi öncü denemelerde bulunmuş, daha çok dışavurumcu akıma bağlı bir Orta Avrupalı sanatçılar topluluğu ve etkinlikleri. 1921'de Bauhaus'ta kurulan atölyede Lothar Schreyer yönetiminde Bauhaus sanatçıları, ilk yıllarda dışavurumculuğun izinde yürümüşler; daha sonra, Oskar Schlemmer'in atölye yönetiminin başına geçmesiyle, dışavurumculuktan bağımsızlaşarak, tümel bir görsel sanatlar anlayışını kurmaya yönelmişlerdir. Sahnenin kendisini bir anlatım aracı haline getirecek ve yeni anlatım biçimlerine olanak sağlayacak bir mimarlık tekniğini tiyatroda gerçekleştirme amacını gütmüşler; sahneyi "ses, ışık, uzay, biçim ve devinimin etkin yoğunlaşması" olarak almışlardır. Tüm göreneksel natüralist öykünmeci sanat tekniklerinden uzaklaşan Bauhaus sanatçıları, izleyiciyle bütünleşmeyi sağlamak amacıyla, izleyici yerini yeniden ele alarak, çerçeve sahnenin yerine alan sahne ile çember sahneyi getirmişler, W. Gropius, tümel tiyatro yapısına elverişli, üç ayrı sahne türünü içinde barındıran bir yapı tarzını gerçekleştirmiş; sahnenin törensi kökenlerini yakalamak istemiştir. Tiyatro yapısı ile sahne oylumu arasındaki ilişkiyi, geometrik ile matematik ve mekaniğin kurallarını sahne ile oyuncu üzerinde uygulamaya çalışan O. Schlemmer, kübik sahne uzayı içinde uzay – beden diyalektiğini yakalamaya, biçim – renk – uzay üçlüsünü oluşturmaya, geometrideki küre, küp ve koniyi sahnenin yükseklik, derinlik ve genişlik boyutlarıyla karşılamaya çalışmıştır. Böylece oyuncu, sahnede "devingen uzaysal plastik" anlatımın öğesi olarak algılamıştır. Bauhaus Tiyatrosu bağlamında yenilikçi sahne mimarlığı, sahne tasarımı ve tekniği ile oyunculuk çalışmalarını yürüten öbür Bauhaus sanatçıları arasında, mekanik Bauhaus sahnesi tasarımıyla H. Loew, "küresel tiyatro" yapısı tasarımıyla A. Weininger ve F. Molnar, tümsel tiyatro anlayışıyla L. Moholy – Nagy, mekanik bale görüşüyle K. Schmidt, F. Bogler ve G. Tellscher sayılabilir.

 

BELEDİYE TİYATROSU

Belediyeden ödenek alarak çalışan ve belediye hizmetlerinden birini gören tiyatro.

 

BELGESEL OYUN

Yaşanmış belli bir olayı, olayla ilgili belgelerden yola çıkarak, bu belgelerin oyunlaştırılması biçiminde sergileyen oyun. Belgesel oyunlar, genellikle, konusu önemli bir tarihsel ya da siyasal olaya dayandırıp, araştırma ve soruşturma sürecini bir yöntem gibi kullanarak, bu olayların ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya, eleştirmeye, yorumlamaya, siyasal bir kanı uyandırmaya, kamuoyu vicdanını ve adaletini yansıtacak bir forum haline gelmeye çalışır. Belgesel oyunlarda, belgesellik, durumlara ve metne dayandırılabileceği gibi, diyalog ve eyleme de dayandırılır. Belgesel Oyunlarda, belgesellik, röportaj, film, slayt, fotoğraf, ses bandı gibi açık biçim ve denemeci tiyatroya yatkın araçlarla da sağlanabilir. Belgesel Oyunlar, ilk kez, devrimci tiyatro uygulamaları ile politika tiyatrosu içinde yer almıştır. Belgesel Oyun yazarları, dünyadaki tarihsel – siyasal süreçlerin yansız "nesnel" gözlemcileri değildirler, "bu dünyada ezilmişlerin ve mahkûm edilmişlerin" yanında yer alırlar. Gerici kamuoyuna karşı bir tepki olarak önem kazanan, bir "olay"ı sergilediği kadar, gerçeklerden de yana çıkan, izleyici ve kamuoyunu gerçeklerle yüz yüze getirerek, bilinçlendirmeye çalışan Belgesel Oyunlar için şunlar örnek gösterilebilir; Oppenpeimer Olayı, Saccho ile Vanzetti.

 

BELGESEL TİYATRO

Yaşanmış önemli bir olayın belgelere dayanarak tiyatro sahnesi için uyarlanmasıyla ortaya çıkan gösteri.

 

BENZETMECİ TİYATRO

İki temel tiyatro ve oyun biçeminden biri. Göstermeci tiyatro ve oyun biçeminin karşıtı. Seyirci daha çok duygusal açıdan sahnede olan bitenlere kaptıran, seyirciyi oyununun kahramanıyla özdeşleştiren yanılsamacı tiyatro. Benzetmeci Tiyatro, oyun sahneleme, oyunculuk, sahne tasarımı ve tekniğiyle, sahnede gerçekliğin benzerinin yaratılmasına çalışır. Benzetmeci Oyun Aristotelesci tiyatro olarak mimesis anlayışına, eyleme öykünmeye dayanır. Burada gerçeklik, benzetmeyle verilmeye çalışılır, yaşamın dolaysız olarak yansıtılması söz konusudur, yaşamın yanılsaması oluşturulur. Bu nedenle de Benzetmeci Oyun, kapalı oyun biçimi özellikleri gösterir. Gerçeklik benzetmeyle verilmeye çalışıldığı için, yapılandırılmayla kurulur. Dramatik eylem ile nesnel gerçeklik arasında benzetme yoluyla benzerlik sağlanır. Benzetmeci Tiyatro biçemi içinde yer alan oyunlar, değişik ideolojik yönsemeleri ya da özel biçemleri taşıyabilecekleri gibi, değişik oyun türleri ile oyun çeşitleri içinde de ortaya konabilir.

 

BESTECİ

Bir müzik yapıtını yaratan kişi.

 

BİÇEMSEL TİYATRO

20. yüzyılın başlarında, natüralizme karşı, simgeci sanat akımı çevresinde yer almış sahne düzeni ve tiyatro anlayışı. Biçemsel Tiyatro'nun temsilcileri arasında, tiyatro reformu hareketini başlatan G. Fuchs, P. Behrens (Almanya), Theatre de I'Art'ın temsilcileri P. Fort, Lugne – Poe (Fransa), yine tiyatro reformunu başlatan düşünceleriyle G. Craig (İngiltere) ve Meyerhold (Rusya) sayılabilir. Simgeci tiyatronun (Maeterlinck, Block, vb.) oyunlarını uygulayan Biçemsel Tiyatro'da Bonnard, Vuillard, Munch ve Toulouse – Lautrec gibi sanatçılar, Fort ve Lugne – Poe'yle; Yegorov ve Golovin gibi sanatçılar da Meyerhold'la çalışmışlardır. Sözün önemli olduğu Biçemsel Tiyatro'da, yumuşak renkli perdeler, biçimselleştirilmiş dekor, simgesel donatımlıklar, gölge, ışık ve renk oyunları, çeşitli sanatsal etmenler, sahne düzeninin temel öğeleriydi. Tiyatroda görsel yenileşmeye, tiyatronun plastik değerlerle zenginleşmesine katkıda bulunmuş olan Biçemsel Tiyatro kavramı, simgeci tiyatro için de kullanılabilir.

 

BİÇİMCİ TİYATRO

İçeriği ikinci plana atarak biçimi önemseyen tiyatro anlayışı. Biçimin özerkliğini ve önceliğini öne sürerek, bir biçimi ve biçimi var ederek belirli bir sahne, oyun düzeni uygulayımını benimseyen anlayış. Öncü tiyatrolar, dadacı tiyatro, gerçeküstücü tiyatro, anti tiyatro vb. biçimci tiyatro kapsamına girer. İçeriğe karşıt, biçimin özerkliğini tanıyan, içeriği biçime indirgeyen genel bir tiyatro anlayışı. Biçimci Tiyatro, somut görünüşleri içinde insan, insan ilişkileri ve toplumsal yaşam olmak üzere, kendine özgü bütün çeşitliliğiyle nesnel gerçekliğin anlatımı olan konu ve düşünce gibi temel öğeleri kendinde barındıran içeriği dışlayarak, biçimin özerkliğini ve önceliğini vurgular, mutlaklaştırılmış bir biçim ve edecek bir sahneleme, sahne ve oyun düzenine yönelir. Biçimci Tiyatro, genelinde, gerçekçi tiyatro kavramının tam karşısında yer alır. Çünkü gerçekçi tiyatronun tam ve kesin bir biçimi yoktur. Biçimci Tiyatro, içeriği biçime indirgeyişi, biçimle özdeşleştirişi, sıfırlayışıyla ayrılır, biçim için kendini var eder. Biçimci Tiyatro kavramı, özel anlamda, biçimsel sahne düzeni, biçemsel tiyatro için de kullanılabilir.

 

BİLDİRGE TİYATROSU

Güncel konuları belli bir tutumda yansıtan ve seyirciyi etki altına almayı amaçlayan güdümlü tiyatro.

 

BİLGİSAYARLI KARARTICI

Bilgisayar yoluyla sahne ışıklarının saptandığı, gerçekleştirildiği ve denetlendiği elektronik karartıcı. Bu tür karatıcıların ilk evrelerinde kuşaklı ve delikli kartla çalışanları vardı. Şimdi doğrudan otomatik ya da elle bilgisayar denetimli ışıklama yapılabilmektedir.

 

BİLİNÇ

Stanislavski’nin oyunculuk dizgesinde, insanın kendi tarafından denetlenebilir yanı.

 

BİLİNÇALTI

Stanislavski’nin oyunculuk dizgesinde, insanın denetimi dışındaki duygusal tepkileri kapsayan, iç mekanizma için kullanılan sözcük.

 

BİLMEZCİLİK

Oyun kişilerinden birinin, bilmez gibi davranıp başkasının ağzından söz almak için bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi göstermesi.

 

BİOMEKANİK YÖNTEM

Meyerhold'un kurgusal tutumuna uygun olarak groteski, kara gülmeceyi ve simgeleri kullanarak ortaya çıkardığı sahneleme yöntemine verilen ad.

 

BİREŞİMCİ TİYATRO

Tiyatro sanatları öğelerinin bütünsel sanat yapıtı içinde bireşimini öngören tiyatro plastiği ve tekniği anlayışı. 1900'lerde tiyatro reformu bağlamında A. Appia ile G. Craig tarafından natüralist tiyatrodan kopma amacıyla başlatılan Bireşimci Tiyatro, kavram olarak ilk kez W. Kandinsky tarafından 1923'te kullanılmıştır. 1912'de Der Blaue Reiter'de Über Bühnenkomposition (Sahne Bileşimi Üstüne) başlıklı program yazısıyla birlikte çıkan Der gelbe Klang (1912, Sarı Tını) adlı senaryosunda, Kandisky, devinim, biçim, müzik ve tını öğelerinin bir birliğini istemiş, Über die abstrakte Bühnensynthese (Soyut Sahne Bireşimi Üstüne) adlı bildirgesinde, söz konusu tiyatro öğelerini şiir öğesiyle bütünleştirerek, sözün anlam dışı, katışıksız tınısal söz özelliğini savunmuştur. Yapısal bir eklektisizm olarak Bireşimci Tiyatroya göre tiyatro, bütün sanat dallarından yararlanılarak yaratılan, uyumlu ve disiplinli bir bütündür. Oyunun temeli olarak söz ve koşuk, oyunculuğun temeli olarak devinim, dansın temeli olarak ritim, ışıklamanın temeli olarak boyutlandırma, plastik sanatların temeli olarak da çizgi ve renk, Bireşimci Tiyatronun ana öğeleri olup, sahneye koyucu da bu tiyatronun bireşimcisidir. Bireşimci Tiyatronun, tümel tiyatro ve bütünsel sanat yapıtı anlayışları bağlamında, yönetmen tiyatrosu anlayışı üstünde etkili olmuştur.

 

BİYOMEKANİK YÖNTEM

Sovyet yönetmen Meyerhold'un Pavluv'un koşullu tepke kuramı ile Taylorculuğun etkisi altında ortaya attığı, mekanikliğe ve ekonomikliğe dayalı oyunculuk yöntemi. Bu oyunculukta hareket sözden daha önemli olup, anlam, hareket ve tavırlarla verilir. Bu anlayışta oyuncunun şarkı söyleyecek güzel bir sesi, her türlü akrobatik hareketi yapabilecek esnek bir bedeni olması gerekir. Asal olan, canlandırarak değil, belirterek oynamasıdır. Çalışma tekniklerini oyunculuk teknikleriyle bağdaştırma ve "proleter oyunculuk" yöntemini kurma amacından doğan Biyomekanik Yöntem, oyuncunun işçinin çalışma düzenine koşut bir devinim içinde olmasını, burjuva oyunculukta rastlanan "fazla" hareketlerden arınmasını, çalışma davranışının (toplumsal jestin) yakalanmasını, düşüncenin uyarımla yorumlandıktan sonra gövdeye uygulanmasını, iç tonlamanın bu yolla ortaya çıkarılmasını istiyordu. "Anlatımda ekonomiklik", "devinimlerde kesinlik" gerekiyordu, çünkü oyuncunun devinimi, uzayda plastik biçimlerin devinimi olduğundan, oyuncu kendi gövdesinin mekaniğini bilmesi gerekiyordu. Böylece, sanat, bilimsel temellere oturmalı, oyuncunun devinimleri bilinçli bir süreci oluşturmalıydı. Her psişik durum, belli fizyolojik süreçlerle uyarıldığından, oyuncu kendi doğru fiziksel durumunu kendisini bulgulamalıydı. Böylece, denetimlenmiş fiziksel durum, duyguları doğuracaktı. Oyunculukta iç tekniği geriye iterek dış tekniği öne çıkaran bu oyunculuk yöntemi, konstrüktivist oyunculuğa ve sahne düzenine karşılık veriyordu.

 

BOĞUMLANMA

Konuşma organlarımızın (dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, alt çene) boğazımdan çıkan sese biçim vermek için topluca çalışması. Sessiz harflerin bir tümcenin başında ve sonunda kesin, belirgin bir biçimde ve sesli harflerin yüksekliğine, vurgularına, renklerine dikkat edilerek söylenmesi.

 

BÖLGE TİYATROSU

Büyük kentler dışında, çeşitli yörelerde kurulmuş, aynı zamanda gezici olan ödenekli tiyatrolara verilen ad.

 

BÖLÜM

Bir tiyatro metninde olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan kısım.

 

BUDAMA

Bir oyun sahnelenirken kesilmesi gerekli dizelerin ya da kesimlerin çıkartılması. Budama, oyunun bütünlüğünü bozmayacak ve oyuncuya rahat gelecek bir biçimde yapılır. Yoruma uygun budama da başlı başına bir sanattır. Kötü budamalar oyunu bozar.

 

BULVAR TİYATROSU

19. Yüzyılda, kentsoylu seyircinin sevdiği, içerik açısından hafif, insanların küçük mutluluklarını acılarını gösteren oyunlar oynayan tiyatro (Örn; bizde Dormen Tiyatrosu). Kökence 19. yüzyılın ilk yarısında Paris'te Baron Georges Hausmann tarafından kentin yenileştirilmesi hareketi içinde açılan Grands Boulevard'daki tiyatro etkinliklerine verilen ad. Belle Epeque döneminde (1860 – 1914) ünlenen Bulvar Tiyatrosu, günümüzde eğlendiri tiyatrosu ve ticari tiyatro ile eşanlamlı kullanılmaktadır. Salt eğlendirmeye yönelik burlesk ve vodvil karışımı güldürüler oynayan, belli bir yıldız oyuncu çevresinde toplanmış hafif tiyatrolar niteliğini taşıyan Bulvar Tiyatrosu'nda, genellikle üçlü aşk ilişkileri, boşanmalar, kuşak çatışmaları, ikili ahlâk, ticaret aracı olarak siyaset, meslek kaygısı konu olarak alınır, melodram ve cinayet oyunları oynanır. Bohem bir kılıfa sarılmış burjuva ortam ve kişiler arasında geçen Bulvar Tiyatrosu oyunları, insan olarak kendi güçsüz yanlarına gülmeyi kabul eden, ancak temel toplumsal gerçeklere dokunmaya yanaşmayan, yüzeyde beğeniye seslenen oyunlar olmuştur. Bulvar Tiyatrosu'nun başlıca adamları Labiche ve Feydeau, daha sonra da N. Coward'dır.

 

BURJUVA OYUNU

18. yüzyıl Aydınlanma tiyatrosunun başlıca oyun türü; ciddi oyun. Aristokrasiyle boy ölçüşen burjuvazinin yaşam felsefesini dile getiren Burjuva Oyunu, insanın doğuştan iyi olduğunu, ancak toplumsal koşullar yüzünden kötüleştiğini göstermeye ve bundan ahlâk çıkarmaya çalışır. Burjuva evrensellik, iyimserlik, hoşgörü ve hümanizm anlayışının temellik ettiği Burjuva Oyunu, kavram olarak, Diderot tarafından gözyaşlı komedyadan geliştirilmiş ve ana kuralları yine Diderot tarafından ortaya konmuştur. Burada önemli olan, oyun kişilerinin karakterleri değil, toplumsal koşulları ile orta sınıf kişiler arasındaki ilişkilerdi. Üç birlik kuralı geçerli sayılmakla birlikte, bütün bütüne ona bağlı kalma zorunluluğu yoktu. Yüksek tragedya ve komedya yumuşatılarak burjuva hayata indirilecek, ciddi – duygusal – evcil oyunlar haline gelecekti. Oyun kişileri, toplumsal bir tip olarak alınacak, duygu ve tutkular, toplumsal sınıf ayrımı gözetilmeksizin, evrensel bir düzlemde sunulacaktı. Konu önemli, eylem yalın, gündelik yaşama yakın olacaktı.

 

BURLESK

Kalın çizgili, kişileri ve olayları karikatürleştirerek veren ve genellikle yerici, taşlayıcı, abartılı güldürü türü. “Şakacı” sözcüğünden gelir. Bu tür A.B.D.’nde, kaba – saba ve açık – saçık gösteri durumunu almıştır.

 

BÜYÜLEYİCİ 'EĞER'

Stanislavski’nin oyunculuk dizgesinin yaratıcılığa ilişkin çalışmasında, bir oyuncunun kendi yaşantısı olmayan bir rolü “eğer” sözcüğü ile değerlendirip, o rolün gerekli havasına daha iyi girebilmesi için adeta kendini büyülemesi.