Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

DADACI TİYATRO

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa'da (Dada merkezleri olarak Zürich, Berlin ve Paris'te), dadacılık hareketi bağlamında yer alan tiyatro. Kalıplaşmış egemen toplumsal yaşam değerlerine, görenekselleşmiş sığ burjuva sanat anlayışı ve düşünce tarzına karşı köktenci bir hareket olarak yer alan Dadacı Tiyatro, özellikle Berlin'de güçlü siyasal – anarşist eğilim taşımış, Paris'te gerçeküstücü sanat ve tiyatroya öncülük etmiştir. 1915'te New York'ta (M. Duchamp, F. Picabia), 1916'da Zürich'te (Zürich – Dada: Cabaret Voltaire; H. Ball, H. Arp, M. Jonco, T. Tzara) başlayan Dadacı Tiyatro etkinlikleri, öncelikle 1918'e kadar Zürich'te, 1920'ye kadar Berlin'de (Berlin – Dada: R. Huelsenbeck, R. Hausmann, G. Grosz, W. Mehring), 1923'e kadar da Paris'te (Paris – Dada: T. Tzara, A. Breton) sürmüştür. Her türlü estetik kuralcılıktan ve mantıksal çözümlerden bağımsız olarak, anlamsız olanı sanatın temeline koyan, biçimi ve dili yakın ilkel, saf, dolaysız biçim ve dil ile kendiliğindenliğe dayanan Dadacı Tiyatro'nun öncelikle dada gecelerinde gerçekleştirilen gösterileri – maskeli dansları, grotesgi, kukla kılıklı sahne giysilerini, kesyap sahne düzenini, kaba şiirli söylevleri ve gürültülü müziğini kapsar, doğrudan hareket edilen izleyiciyi sarsıntıya uğratmak ister. Dadacı Tiyatro oyunlarının örnekleri, T. Tzara'nın (göz, kukla, burun, boyun ve kaşın oyun kişileri olarak yer aldığı Gasherz (1922, Gaz Yürek), Les Aventures celestes de M. Antipyrine (1920/21, M. Antipyrine'in Hayranlık Verici Serüvenleri), Ribemont – Dessaignes'in L' Empereur de Chine (1920, Çin İmparatoru), A. Breton ve P. Soupault'un C'il vous plait (1920, Lütfen) adlı oyunları ile F. Picabia ile M. Duchamp'ın E. Satie'nin müzik yazdığı ve gerçeküstücülerle kavgada Dadacı Tiyatro'nun bildirgesi haline gelen Relache (1924) adlı, Ballets Suedoise'ca gerçekleştirilen baledir. Dadacı Tiyatro, avangart Avrupa tiyatrosu üstünde, daha sonra da 1960'larda happening gösterileri üstünde etkili olmuştur.

 

DADACILIK

20. yüzyıl başlarında, Tristan Tzara ve Richard Hülsenbeck'in yayımladıkları bildiriyle (1916) başlamış ve yedi yıl kadar sürmüş olan, dil ve estetik kurallarını, bunların denetlemesini, mantık dizgesini tanımamış ve sözcük anlamlarına değer vermemiş bir akım. Alabildiğine bağımsız çağrışımlarla ilkel ve doğrudan anlatım biçimi arayan bir sanat çığırıdır. Bebeklerin “dah dah” seslerinden “dada”yı üretmişlerdir. Bunlarda değer tanımazlıkta birlikte bir başkaldırı da vardır. (Bkz. Gerçeküstücü Tiyatro)

 

DAĞAR TİYATROSU

Bir tiyatro dönemi içinde oynamasını uygun gördüğü oyun demetini, ilerde de oynayabilecek biçimde, önceden belirleyen dramaturji anlayışını benimseyen tiyatro.

 

DAKİKALAMA

Oyunun süresini hesaplayabilmek için her bölümün kaçar dakika sürdüğünü saptama.

 

DARÜLBEDAYİ

İstanbul Şehir Tiyatrosunun eski ismi. (1914'te kurulmuştur)

 

DEĞİŞEBİLİR DEKOR

Bir oyunda, çabucak değiştirilebilecek biçimde hazırlanmış dekor.

 

DEĞİŞEBİLİR SAHNE

İstenilen biçime sokulabilen sahne biçimi.

 

DEĞİŞKEN PANO

Dekor değişiminde kullanılan çok çabuk değişebilen pano. Bu, ya arkalı önlü kullanılabilinir ya da çeşitli kasnaklanmış levhalar takılıp çıkarılarak gerçekleştirilebilinir.

 

DEĞİŞKEN SEĞİR YERİ

Değişik gösteriler ve amaçlar için kullanılabilen, seyir yeri biçiminin değiştirilmesiyle değişik oyun alanları elde edilebilen salon.

 

DEĞİŞKEN SES

Tiz ve pes uzamlara kolayca inip çıkabilen ses.

 

DEKOR

Oyun konusunun geçtiği yeri, çevreyi ve atmosferi biçim, kalıp, renk, ışıklama ve bazen de simgelerle canlandıran, tamamlanmış sanatsal yapım. Tiyatroda, sahneyi eserin konusuna göre döşeyip hazırlamada kullanılan eşyanın toplu adı. Üç çeşit dekor vardır; realist, şairane ve stilize dekor.

 

DEKOR BİRİMİ

Dekor parçası.

 

DEKOR TASARIMCISI

Bir oyunun dekorunu önce kağıt üzerinde tasarlayan, sonra renklendirip taslağını ve maketini yapan ve sahne üzerinde gerçekleştirilmesini denetleyen, dekorun hazırlanmasını yöneten sanatçı.

 

DELİKANLIBAŞI

Anadolu'da, köy oyunlarını yöneten kişiye verilen ad.

 

DENEME TİYATROSU

Yeni denemelerin yapıldığı, genç oyun yazarlarının, yönetmenlerinin ve oyuncularının değişik biçimler denedikleri topluluk.

 

DENEY TİYATROSU

Sahne üzerinde yeni denemelerde bulunan ve sahne plastiği açısından yeni tiyatroya verilen ad. Deney Tiyatrosu'nun, Deneme Tiyatrosu'na olan farkı, burada tiyatroya ilişkin her türlü deneyin yapılmasıdır. Bunlar, oyunculuk tekniği ya da sahne tasarımı gibi, birçok alanda estetik ve teknik deneyler olabilir. Buradaki deneyler daha çok kavramların uygulanmaya aktarılmasıyla ilintilidir.

 

DENEYSEL OYUN

Bilinenin dışında, yeniliklerin denendiği oyun.

 

DENEYSEL TİYATRO

Yeni oyun biçimlerini deneyen tiyatro. Deneysel oyunlar, belli bir metinden yola çıkarak gerçekleştirilebileceği gibi, başlı başına özgün çalışma da olabilir. Deneysel sanat kavramı, 1880'de Emile Zola'nın natüralizm programında ortaya atılmıştır. Sanatı gerek içeriksel, gerekse yöntemsel olarak bilimin yörüngesine oturtmaya çalışmış olan Zola, doğanın yasalarını drama ve tiyatroda da bulmaya, psikolojik ve sosyolojik yaşam deneyini sahnede canlandırmaya çalışmıştır. Brecht'de Deneysel Tiyatroyu doğa bilimlerine dayanarak açıklamaya çalışmış, epik tiyatro kavramını Deneysel Tiyatro bağlamında alarak, sanatsal yeni anlatım biçimlerinin toplumsal ilerici işlevinden yola çıkmıştır. Zola'nın pozitivist yönteme dayalı natüralist, Brecht'in ise maddeci diyalektiğe dayalı epik Deneysel Tiyatro deneyimleri dışında avangart biçemci Deneysel Tiyatro etkinlikleri de yer alır. Tiyatro reformu hareketleriyle başlayan tiyatro yenileşme hareketleri, modernizm bağlamında yaygınlık kazanarak, dışavurumcu, fütürist, dadacı, konstrüktivist vb. Deneysel Tiyatro deneyimlerine yol açmıştır. Son dönemler tiyatrosunda bu doğrultudaki Deneysel Tiyatro etkinlikleri için şunlar örnek gösterilebilir; J. Littlewood'un Theatre Workshop çalışmaları, T. Kantor ve J. Grotowski gibi Polonyalı yönetmenlerin şok tiyatrosu ve yoksul tiyatro deneysel uygulamaları, ABD'de Living Theatre, La Mama, Bread and Puppet Theatre gibi toplulukların Off Off Broadway etkinlikleri, R. Foreman'ın klasik anlatı yapısını yıkan ontolojik – histerik tiyatrosu, M. Monk'un müzik, dans ve görsel sanat öğelerini gizemsel sözsüz anlatım içinde birleştiren çalışmaları ve R. Wilson'un çağrışımsal sıralamaya dayalı imge tiyatrosu.

 

DENGE

Yönetmenin, sahne üzerinde tasarladığı oyun düzeninin temel öğelerinde biri. Göz, dengesiz bir görünümü (bilinçsiz olsun, olmasın) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları, özellikle kalabalık sahnelerde iyi dengelemek gerekir. Sahne üzerinde denge iki ana bölümde ele alınır;

·         Fiziksel Denge: Görünüm açısından

-       Bakışık (simetrik)

-       Bakışıksız (asimetrik)

·         Güzel duygusal (estetik) Denge: Anlam açısından

 

DENYO

Ortaoyununda budala tipi. Denilo da denir. Yaygaracı, acıma duygusuyla şımartılmış, küstah, arsız, küfürbaz, yüzsüz ve sırnaşıktır. Mahallenin delisi.

 

DEVLET TİYATROSU

Devletten ödenek alan, kültür ve sanat alanında kamu hizmeti ile sorumlu olan geniş olanaklı tiyatro.

 

DEVRİMCİ TİYATRO

Devrimci dramaturji uygulayan tiyatro eylemi. 1920 – 30 yıllarında Almanya'da ve Rusya'da etkinlik kazanan işçi tiyatroları ile uyarma ve propaganda tiyatroları, dar anlamda Devrimci Tiyatro ile eşanlamlı kullanılan tiyatro biçimleri olmuştur. Rusya'daki proletkült hareketiyse, proletkült tiyatrolarının, proleter devrimci işçi tiyatro hareketinin yaygınlık kazanmasına yol açmıştır. Bu dönemde, Rusya'da toplumsal siyasal devrime koşut, “tiyatro devrimi” çok önemli bir tiyatro hareketi olarak yer almış, tiyatroyu devrimsel dönüşümlere uğratma yönünde yenilikçi tiyatro uygulamalarına sahip olmuştur. Almanya'da, Piscator'un politika tiyatrosu da Devrimci Tiyatro kapsamı içinde görülmelidir. İlerici dışavurumcu hareketle birlikte politika tiyatrosunun Brecht'in epik tiyatrosu üstünde geniş etkisi olmuştur. Bu anlamda, Brecht'in Aristotelesci tiyatronun kuramsal ve dünya görüşsel olarak tam karşıtında yer alan ve devrimci toplumsal düzen değişikliği isteyen epik tiyatrosu da Devrimci Tiyatro kapsamına girdiği kadar, başlı başına bir tiyatro devrimidir de. 1930'larda ABD'de işçi sınıfı hareketine bağlı The League of Workers Theaters, ABD'de Devrimci Tiyatro hareketinin en yetkin örneği olmuştur. Çin Halk Cumhuriyeti'nde ise, özellikle Kültür Devrimi sırasında kamusal gücün ve komünlüğün anlatımı olarak yer alan devrimci model tiyatro yapıtları, köktenci uyarma ve propaganda oyunları olmuştur. 1970'lerde goşist öğrenci hareketlerine bağlı olarak ABD, Almanya, Latin Amerika ve Fransa'da sokak tiyatrosu ve gerilla tiyatrosu etkinlikleri de bir çeşit Devrimci Tiyatro etkinlikleri olarak görülebilir. Devrimci Tiyatro, 20. yüzyılın başlarında uluslararası işçi hareketine ve sosyalist devrimci harekete bağlı olarak yaygınlık kazandıktan sonra, işçi hareketi pratiğine bağlı olarak ortadan kalkmıştır.

 

DIŞAVURUMCU TİYATRO

Tipik bir Orta Avrupa, daha doğrusu bir Alman tiyatro akımı içinde sayılabilecek bu yöneliş, doğalcıların aşırı doğa kopyacılığına, izlenimciler ve simgecilerin içedönük gizemciliğine ve statik oyunlarına bir tepki olarak Almanya'da ortaya çıkmış ve 1910 ile 1924 yılları arasında sanatın tüm alanlarında etkin olmuş dışavurumculuk akımına bağlı tiyatro. Etkileri çeşitli ülkelerde kırklı yıllara kadar hissedilmiştir. Çıkışı o dönemdeki Almanya'nın toplumsal ve ekonomik durumundan kaynaklanmıştır. Baskıcı otoriteye başkaldırıyı, daha iyi bir düzen isteğini içeren akımda çeşitli eğilimler yer alır. Oyun yapılarında sürekli bir akış yerine, kısa tablolar vardır. Şiirli konuşmalardan makine tıkırtılarına değin uzanan bir konuşma örgüsü görülür. Oyun kişileri bireyi değil, bir yığını, bir toplumsal sınıfı ya da topluluğu yansılar. Düşünceyi iletmede gergi üzerine düşürülen resimlere, yazılara ve sinema filmlerine baş vurulur. Epik Tiyatro'yu etkilemiştir.

 

Natüralist tiyatro ile pozitivizme olduğu kadar, izlenimci tiyatro ile yeni romantikçiliğe de karşı bir tepki olarak ortaya çıkan Dışavurumcu Tiyatro, 1900'lerin tiyatro reformu hareketinin izinde modernizmin bir tiyatrosu olmuştur. Düşünce bağlamında, Dışavurumcu Tiyatro, savaşın ve keskin toplumsal çelişkilerin yarattığı kaostan doğacak “yeni insan”ın sözcülüğünü yapar. Gizemci, akıldışıcı ve aşırı öznelci düşünce doğrultusunda, yaratıcı bireyin iç yaşantısını ve tinsel başkaldırısını tiyatronun odağına yerleştirir. Zihinsel gerçekliği mutlaklaştırarak, mutlak özgürlük ideali peşinde, soyut bir düşünsel anlatım dramatiği yaratır. Dünyayı tinsel devrimle değiştirme yolunda, “İnsanoğlunun Tiyatrosu”nu gerçekleştirmeye, “yeni bir mitoloji” yaratmaya çalışır. Dışavurumcu dramatikle, belli değişmezlik merkezleştirilir, köktenci başkaldırı, trajik durum, paradoks vurgulama, fantastik anlatım, düş dünyası, abartma ve groteskleştirme aracılığıyla bilinç altının, zihinsel gerçeğin eylemin yerine geçmesi istenir. Oyun dili, olaylar örgüsüne ya da eyleme öncelik kazanarak, yinelemeler, değişken sözdizimi, yankıma ve sözcük çarpıştırma biçimini alır, bütün oyun boyunca iç monolog haline gelmeyi amaçlar. Oyunun gerçek kahramanı oyun yazarının kendisi olduğu için, oyuncular yalnızca onun zihnini yansıtan sözsüz oyuncular durumuna iner. Oyunculukta, gerçekliğe öykünmeye karşıt, bedensel ve ritmik bir anlatım geçerlik kazanır. Bireşimci sahne ve Bauhaus tiyatrosu anlayışının egemen olduğu sahneleme biçiminde, sanatlar kendi temel öğelerine indirgenerek köktenleştirilir, “Ruhların Titreşimi”nin sağlanmasına çalışılır. Mekanik tiyatro ve soyutlama yöntemi ile ritmik oyunculuk doğrultusunda, sahne düzeni, kopuk kopuk sahnelerden, dinamik geçişlerden oluşur, zorlamalı bir oyun temposu kurulur. İnsan davranışlarını ortaya çıkaracak yalın bir sahne tasarımı, çarpıtılmış perspektif, yalın basamaklı sahne dekoru uygulanır. Sert ışık oyunlarından, ışık düşürmeden yararlanılır, zorlamalı ses vurguları, dışavurumcu çığlık kullanılır. Dışavurumcu dramanın yeni gerçekçilik karşısında çözüntüye uğramasına karşın, Dışavurumcu Tiyatro etkisini uzun süre korumuştur. Strindberg ile Wedekind'in öncülük ettikleri Dışavurumcu Tiyatro'nun başlıca yazarları; Sorge, Kornfeld, Goering, Toller, Wollf, Hasenclever, Barlach, Sternheim, Kaiser, Unruh, Werfel, Kokoschka ve genç Brecht'tir. Alman dili dışında, genel biçemsel bağlamda ise O'Neill, E. Rice, K. Çapek, T. Wilder ve O'Casey gibi adlar sayılabilir. Dışavurumcu Tiyatro yönetmenleri arasında, öncelikle L. Jessner, G. Hartung, O. Falckenberg, sahne tasarımcıları arasında E. Pirchan, C. Klein, L. Sievert yer alırlar. Almanya'da Dışavurumcu Tiyatro'nun 1920'ye kadarki dönemi dışında, yapıca birliğe rastlanmaz. Aralarında soyut dışavurumculuğa, gizemciliğe yönelenler olduğu gibi, kapitalizme ve militarizme karşı çıkarak, Dışavurumcu Tiyatro'yu kökten eleştirel bir görüş altında devrimci kılmak isteyenler de olmuştur.

 

DİKKAT ÇEMBERLERİ

Stanislavski'nin oyunculuk dizgesinde, dikkatin odaklanmasını kolaylaştırmak için saptanan bölgeler. Dikkati odaklamada üç bölge kullanılır;

·         Küçük dikkat çemberi: yakındaki bir nesneye dikkati odaklama,

·         Orta dikkat çemberi: az uzaktaki bir nesneye dikkati odaklama,

·         Geniş dikkat çemberi: sahnenin uzağındaki bir nesneye dikkati odaklanma.

 

DİKSİYON

Tiyatro ve benzeri edebiyat türlerinde, dilin müzik karakterini başarı ile yaşatabilme yeteneği. Tiyatro okullarında ders olarak okutulmaktadır.

 

DİLSİZ OYUNU

Anadolu köylü oyunlarında sözsüz bir oyun. Bu oyuna, Samıt ya da Lal da denir.

 

DİP MÜZİĞİ

Bir oyunda, hareket ve sözlerin yanı sıra, duygusal etkiyi arttırmak için yer alan destekleyici müzik.

 

DİP PERDESİ

Sahne gerisine konulan resimli kumaş perde.

 

DİP RESMİ

Bir sahne dekorundaki çeşitli öğelere derinlik vermesi için görünür yere kurulan resimli dekor parçası. Örnek; kapı açıldığında görünmesi için kapı arkasına konulan resim, pencere açıldığında görünmesi gereken resim. Bu aynı zamanda, seyircinin kulisi görmesini engeller.

 

DİŞİ KONUŞMA

Doğaçlama tiyatrosunda ya da Ortaoyununda Nekre'nin (komiğin) ya da Kavuklu'nun nükte yapması için laf açmak.

 

DİŞİ SÖZ

Doğaçlama tiyatrosunda ya da Ortaoyununda Nekre'nin (komiğin) ya da Kavuklu'nun nükte yapmasını sağlayan sözcük.

 

DİTRAMB

Tanrı Diyonizos onuruna söylenen, onun yaşamından acı ve tatlı serüvenlerinden söz eden, bazen ciddi bazen da açık saçık ezgiler.

 

DİYALEKTİK OYUN

Diyalektik yönle yazılmış oyun. En belirgin özelliği, gerçekliği yeniden yansıtırken tarihsel süreci göz önüne almasıdır. Aksiyon, iç ve dış çelişkileri ön plana çıkartarak olumlu ve olumsuzu iç içe, aynı anda gösterir. Bu Diyalektik gelişme sonucu çözüm seyirciye bırakılır. Çözüm için veriler oyunda hazırlanır ve seyircinin bu verilere dayanarak düşünmesi hedeflenir. Diyalektik oyun, kapalı ve açık biçimde olabilir. Önemli olan biçem değil gerçekliğin diyalektik yoldan dramatik ya da tiyatral bir biçimde aktarılmasıdır. Bu oyunlar Brecht'in etkisiyle, onun ölümünden sonra en çok genç Alman yazarları tarafından tartışılmıştır.

 

DİYALEKTİK TİYATRO

Brecht, yazarlık yaşamının son yıllarında, kuramlarını belirlediği tiyatrosu için Epik kavramının yetersiz kaldığını ve tiyatrosunun insanları güldürürken düşündüren bir Diyalektik Tiyatro olduğunu belirtmiştir. Brecht, oyunlarındaki diyalektiğinin anahtarını şu sözlerle verir; “Duygusallık çoğu kez yıkıma götürdüğü halde, temelde insanın iyi yanını yansılar. Öte yanda akılcı tutum, bir insanı kötü yapabildiği halde, bozuk düzende, toplum içinde ayakta kalabilmesinin bir koşuşudur.” Yazar doğru bir düzenin gelmesiyle akıl – duygu çatışmasının yok olacağına ve her ikisinin da dengeli bir yolda birbirini destekleyeceğine inanır.

 

DİYALOG

İki kişi arasında karşılıklı konuşma. Roman, hikâye ve tiyatroda kahramanların konuşmaları. Tiyatro eserinde üç tür konuşma vardır. Bunlar “diyalog, monolog ve tirad”dır. Kişilerin karşılıklı konuşmalarına “diyalog” denir.

 

DİYAZİNOS

Anadolu ve Yunan mitologyasında, doğanın yenileyicisi ve yaşamın simgesi olan şarap ve coşku tanrısı. Zeus ile Samele’nin oğlu. Diyonizos'un simgesi, üflemeli bir çalgı olan Anlos'tur.

 

DİYONİZYA

Tanrı Dionizos adına kutlanan törenlere verilen ad. Bunlar üç çeşitti; Küçük ve Büyük Diyonizya ile Lenaya (Üzüm töreni). Büyük Diyonizya baharda, Nisan aynıda yapılır, altı gün sürerdi. Bunun dört günü tiyatro gösterilerine ayrılırdı. Küçük Diyonizya ve Lenaya ise bağ bozumu sırasında kutlanırdı.

 

DOĞAÇLAMA

·         Betiğe dayanmayan içe doğduğu gibi oynama ve konuşma.

·         Oyun sırasında, beklenmedik bir ters durum karşısında durumu kurtarmak için betikte olmayan hareketler yapıp sözler söyleme.

·         Daha önceden saptanmış betik üzerinde doğaçlamalara gitme. (Örn: Orta Oyunu, Commedia dell'Arte).

·         Güldürmek amacıyla daha önceden saptanmamış hareketlere ve sözlere yönelme. Bu sonuncusu tiyatro sanatı açısından olumsuzdur.

Doğaçlama, oyuncunun konuya bağlı kalarak ancak metne bağlı kalmayarak içinden geldiği gibi konuşmasına ve davranmasına denir. Bir oyunculuk yöntemi olup, daha önce belli bir sözel ya da mimiksel – davranışsal sahne saptaması olmaksızın oyun oynama şeklidir. Oyun sırasında eylemi ve sözü bulan oyunun temeli, doğaçlamaya dayanır. Doğaçlama tiyatrosunun ilk örneklerine, antik çağda mimus ve pantomimus'ta rastlanabileceği gibi, en çok da tuluat tiyatrosunda rastlanır. Bu bağlamda, örneğin commedia dell'arte oyuncuları, kaba eylem taslağına göre, kendiliğinden doğal tepkilere dayanarak, doğaçlama oynarlar, çok iyi saptanmış oyuncu rolleri içinde, belli bir duruma, yere, zamana, izleyiciye göre oyunu olduğu kadar, ağızdan ağıza söz akışını da çeşitlendirirlerdi. Arlecchino gibi komik tipler, izleyiciye doğrudan seslenerek, yöresel ve güncel olaylara tepki verirlerdi. Doğaçlama, bugün de oyunculuk eğitiminin başlıca alanlarından olup, Stanislavski'nin “doğru algılama” istemi ile Brecht’in “gözlem sanatı”nı geliştirme sanatı istemi arasında, diyalektik bir birlik kurma amacını gütmektedir. Bu anlamda, doğaçlamanın oyuncunun kendine özgü kişisel anlatımını geliştirmesine ve kendini gözlemci kılmasına yönelik, ikili işlevi karşısındaki oyuncunun oyununu gözlemleyerek kendi oyununu koymasına olanak verir. Doğaçlama, tiyatro topluluklarınca üretim amaçlı olarak da ele alınmakta, özellikle de törensi tiyatro toplulukları, serbest tiyatro toplulukları ve sokak tiyatrosu topluluklarınca uygulamaya konulduğu gibi, “topluca doğaçlama oyunculuk” anlayışı içinde ortaya konmaktadır. Çağdaş törensi tiyatro anlayışı doğrultusunda, doğaçlama ile törensilik iç içe kaynaştırılmakta, oyunculukta temel yöntem olarak alınmaktadır.

 

DOĞAÇLAMA TİYATROSU

Bir betiğe dayanmadan önceden saptanmış bir gelişim çizgisi üstünde doğaçtan oynanan ve örgüsü önceden bilindiği için, oyuncuların bu örgüyü izleyip, anlık buluşlarla geliştirdikleri gösterileri içeren tiyatro.

 

DOĞALCI TİYATRO

19. yüzyılda, Romantizm'e karşı ortaya çıkan, doğa bilimleri açısından insanları katılımsal, çevresel ve toplumsal ilişkilerine göre inceleyen bu akım içindeki tiyatronun özellikleri kapsamında, yaşam gerçeğini en küçük ayrıntılarına dek işlemek yer alır.

 

DOLANTI KOMEDYASI

Kurgu ustalığının önemli olduğu bu komedyada, olaylar ve güldürü öğesi yazarın tasarladığı bir dolantıdan ortaya çıkar. Bu komedya daha çok olaylar yoluyla gelişir.

 

DOLAŞICI TOPLULUK

Kent kent, ilçe ilçe dolaşarak oyunlar oynayan taşra topluluğu.

 

DORUK NOKTA

Kişilerin ön planda olduğu oyunlarda baş oyun kişisinin, olayların ön planda olduğu oyunlarda ana olayın yönelişindeki kesin dönüm noktası. Bu noktadan sonra çözüm gelir.

 

DÖRDÜNCÜ DUVAR

Sahne ile izleyici arasında varsayılan duvar. Kapalı oyun biçiminin başlıca özelliği olan Dördüncü Duvar, izleyicinin etkisinde kalmadan, kendini bütünlükle oyuna verebilmesi için, oyuncu ile izleyici arasında çekilmiş tasarımsal mekân ayrımıdır. Bu deyimi, ilk kez Fransız yönetmen André Antoine ortaya atmıştır. Antoine, sahnenin seyirciye açılan ağzını saydam bir duvar varsayarak, oyuncuların seyircileri görmemeleri ve böylece dikkatlerini tamamen kendi oyunlarına toplamaları gerektiğini belirtmiştir. Kavram olarak 17. yüzyıldan bu yana yer alan Dördüncü Duvar, 19. yüzyılda natüralist tiyatronun temel bir ilkesi haline gelmiş, öncelikle de Antoine ve Stanislavski tarafından uygulanmaya konmuştur.

 

DÖRT TRAGEDYA ÇEŞİDİ

Aristoles'e göre, tragedyanın karmaşık, aktörsel, yalın ve yıkımsal olan dört türü.

 

DÖRTLEME

·         Antik tiyatroda yazarın yarışmaya katılmak için yazmak zorunda olduğu üç tragedya ile bir satır oyunun tümüne verilen ad.

·         Bir öykünün dört evresini içeren dört oyunun tümü.

 

DÖŞEME

Türk Halk Edebiyatında “başlangıç” karşılığı kullanılan bir kelime.

 

DRAM

Yunancada “bir şey yapmak, oynamak” anlamına gelir. Yazın tarihçilerine göre, lirik ve epik yanında, üçüncü bir yazın alanıdır.

·         Halk dilinde ciddi oyun.

·         Sahnede oynanmak üzere, konuşmalar ve hareketlerle şekillenen, karşıtlıkların çatışmasıyla gelişen ve sonuçlanan oyun.

 

DRAM SANATI

İnsana ilişkin olan her şeyi sanatsal bir yaratışla canlandıran üretim ve yapım. Dram sanatının birbirinden ayrılmayacak temel öğeleri, yansılama, canlandırma ve eylemdir. Bu üç temel öğenin bulunduğu bir kısa bölüm, beş dakikalık konuşma, bir sözsüz oyun, sinema filmi, televizyon dizisi, opera betikçesi, hatta bir oratoryo dram sanatının kapsamı içindedir. Dram sanatı, tiyatro olgusunun yazınsal yanıdır (bkz. Tiyatro Sanatı).

 

DRAMA

Şiirsel, anlatısal ya da diyaloglar halinde yazılan ve yazınsal metnin, oyun kişilerinin söyleminden oluştuğu edebiyat türü. Drama, yalnızca Batı tiyatrosunun yüzyıllardır ürettiği, tiyatro yazınında kendini kabul ettirmiş yapıtların ortak özelliği değil, her çeşit tiyatro ürününün ortak özelliğini gösteren bir terim olarak ele alınmalıdır.

 

DRAMATİK

·         Drama, yani oyun türüne ilişkin olan.

·         İçinde gerilim, çatışma, çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan, insanla ve insan ilişkileriyle gelişen herhangi bir yapıt ya da olay.

 

DRAMATİK OLAY

Dramatik bir durum yaratan olay. Her şeyden önce insanla ilgili olan ve insan üzerinde bizi düşünmeye yönelten olay. İnsanların kendilerine, birbirlerine ya da bir duruma karşı olan tutumlarında değişiklik getiren ya da bu değişikliklere karşı çıkan bir eylemin başlangıcı.

 

DRAMATİK OYUNCU

Sözlü tiyatro oyuncusu.

 

DRAMATİK TİYATRO

·         Konuşmanın, hareketlere desteklendiği tiyatro türü.

·         Epik Tiyatro'nun çıkışından sonra, estetik nitelikleri ve yanılsamacı yanı göz önüne alınarak, duygusal boşalım sağlayışından dolayı “Aristolesçi Tiyatro” olarak da alınmıştır (bkz. Benzetmeci Tiyatro).

 

DRAMATİZE ETMEK

·         Bir olayı, duyguyu, düşünceyi canlandırarak anlatmak.

·         Bir edebî eseri radyo, televizyon veya sahne oyunu biçimine getirmek.

·         Mecazi anlamda, bir olayı olduğundan daha acıklı bir şekle sokmak.

 

DRAMATURG

Kökence drama yazarı ve sahneye koyucu anlamına gelen Dramaturg, Lessing'in Hamburgischer Dramaturgie yapıtından sonra tiyatronun ortak yönetimcisi, edebi danışmanı ve sanat yöneticisi anlamında gelişmiştir. Günümüzde Dramaturg'un işlevleri (tiyatro kuramlarına bağlı olarak) çok çeşitlilik göstermektedir. Bu işlevler şöyle sıralanabilir;

·         Oyun okumak ve oyun seçmek,

·         Oyun dağarcığı politikasını saptayarak araştırmalara dayalı bir oyun dağarcığı hazırlamak,

·         Oyunları çözümsel olarak incelemek, irdelemek, çevirmek, anlamını açığa kavuşturacak raporlar hazırlamak, oyunun yorumunu saptamak,

·         Sahneye koyucu ve sahne tasarımcısıyla işbirliği içinde oyunu sahneye hazırlayıp aktarmak,

·         Rol dağılımında, yardımcı malzeme sağlamada, metin çözümünde, oyunun gerçekleştirilmesine danışmanlık yapmak,

·         Tiyatronun genel eğitim etkinliğiyle ve oyun dağarıyla ilgili toplantılar, tartışma ve konuşmalar, seminerler ve kurslar düzenlemek,

·         Program dergisi yanı sıra, gerekli yayınları üstlenmek,

·         Oyun yazarları ve yayınevleriyle ilişkileri işletmek,

·         İlgili medyaları bilgilendirmek,

·         Tiyatroyu kamuoyuna karşı temsil etmek.

Dramaturg, uygulamalı dramaturji yürütebileceği gibi, yapımsal dramaturji de yürütebilir. Drama edebiyatı ve estetik kuramların incelenmesi, oyun planının hazırlanması, tiyatro politikasının saptanması vb. uygulamalı dramaturji çalışmalarına girer. Yapımsal dramaturji, öncelikle Brecht'in Dramaturg anlayışıyla önem kazanmıştır. Oyunlarının sahnelenmesini dramaturjik çalışmayla iç içe yürüten Brecht, uygulamalı dramaturji ile yapımsal dramaturjiyi birleştirmiş, tiyatronun toplumsal işlevi ile estetik değerini bütünleştirmeye çalışmıştır. Bütün sahne sanatçılarının katılımıyla gerçekleştirilen sahneleme anlayışı, günümüzde, yapımsal dramaturjinin başlıca özelliğini, Dramaturg'un yaratıcı işlevini ortaya koymaktadır. Tiyatroda, repertuar politikasını saptamaya yardımcı olan, repertuar hazırlayan, oyun metinlerini okuyarak, gerekirse çevirisini yaparak, oyunları inceleyen, analiz eden ve bu konuda detaylı raporlar hazırlayan dramaturg, rejisöre, oyunun yorumu konusunda öneriler sunabilir. Oyuncu ve tasarım sanatçılarına malzeme sunmak da dramaturgun görevleri arasındadır.

 

DRAMATURJİ

·         Uygulamalı ve Yapımsal Dramaturji: Dramaturgun gerçekleştirdiği etkinlik, dramaturgluk uğraşı. Bir oyunun dramaturg ile yönetmenin işbirliği içinde sahnelenmesi tüm sahneleme süreci yöntemsel çalışması.

·         Kuramsal Dramaturji: Kavramsal olarak Lessing tarafından ortaya atıldığı biçimde, drama yapıtlarının, oyunların iç yasalarını, ana kurallarını, oyun yapısı ilkelerini ortaya koyan drama sanatı bilgisi, drama sanatı ve tekniği kuramı.

·         Drama yapıtı üretme, oyun yazma: Drama yapıtı oluşturma ilkeleri. Bu anlamda Dramaturji kavramı, drama tarihi kavramıyla olduğu kadar, drama kuramı kavramıyla da örtüşür.

 

DUBLAJ

Tiyatro veya sinemada, oyuncunun rolüne hazır olmasına, yabancı dille yazılmış bir eserin yerli dile çevrilmesi ve oynanmasına denir.

 

DUBLÖR

Tiyatroda ve sinemada bir rolün yedek oyuncusu.

 

DUMAN KUTUSU

Sahnede duman sağlamaya yarayan kutu. Bu kutunun içinde, gereğine göre, bazen yavaş yanan barut, bazen sıvı parafin, bazen da “kuru buz” denilen katı karbondioksit kullanılır.

 

DURAK YÖNTEMİ

Tiyatro yapıtının, sürekli gelişimi sağlayan bölümlere değil, kendi başına, tamamlanmış birimlere ve duraklara kurulduğu yöntem. İlk kez Ortaçağın dinsel oyunlarında izlenen bu yönteme, çağımızda dışavurumcu oyunlarda, belgesel tiyatroda ve Epik Tiyatro yapıtlarında rastlanır.

 

DURU SES

Tını yönünden pürüzsüz ses.

 

DURUM DEĞİŞTİRMEK

Oyuncunun gövdesel olarak, bir görünüşten başka bir görünüşe geçmesi.

 

DURUM KOMEDİSİ

Gülünç olanı karakterden değil, durumlardan geliştiren komedi biçimi. Nesnel bir bakışla, yani toplumsal olguların yansıtılmasıyla ele alındığında, içerik açısından yoğun olabilen bu komedi biçimi, öznel açıdan salt güldürmek amacıyla işlendiğinde daha çok kurgu ustalığı ile belirir.

 

DURUMA UYMA

Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun erişmek istediği amacı düşünerek canlandıracağı hareketleri tam anlamıyla değerlendirebilmek için durumla kendisini uydurması. Duruma uyma, oyuncunun karşısındaki oyuncuya ve başka engellere göre gerçekleştirilir. Bunun için de, oyuncu ''Nasıl?'' sorusunu sorar.

 

DUVAR DUYURUSU

Oynanacak oyunların tanıtılıp yaygınlaştırılmasına yarayan, bazen resimli, bazen grafiksel bir görünümü olan duvar duyurusu.

 

DUYGU BELLEĞİ

Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncu hazırladığı rolü doğru bir biçimde ortaya çıkarmak için, geçmişteki deneyimlerine, duygu belleğine başvurur. Oyuncunun, bir melodiyi, bir sesi, bir yüzü, acı bir olayı ya da mutlu bir anı anımsayarak rolündeki hareketleri ve konuşmayı saptaması duygu belleği yoluyla olur. (Örnek; ünlü İngiliz aktris Dame Ellen Terry, gençliğinde duyduğu kilise çanlarını anımsayarak ağlayabiliyordu.)

 

DÜĞÜM

Bir oyunda gerilimin arttığı, işlerin karıştığı, çapraştığı yer. Düğüm öğesi, çatışmalardan, çevrilen dolaplardan, bir takım sözlerden elde edildiği gibi, kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir.

 

DÜKKAN

·         Doğaçlamaya dayanan Türk tiyatrosu argosunda tiyatro yapısı.

·         Ortaoyununda iş yerini belirten, yalnızca iki alçak kanadı bulunan, 1 arşınlık (yaklaşık 68 – 70 cm.) bir peyke. Önünde aralıksız bir alçak iskemle bulunur.

 

DÜŞ OYUNU

A. Strindberg'in bir oyun biçimi. Kendine özgü oyun yapısı olan Düş Oyunu, Strindberg'in kendi ana temasını yeni bir tiyatro biçimi içinde ortaya koyma çabasının sonucu olmuştur. Düş mantığı doğrultusunda “düş biçimine öykünen” bu oyun yapısında yer, zaman ve eylem birliği ortadan kalkar. Natüralist dramaturjiden uzaklaşılarak, çoksesli bir senfonideki kontrpuan yapısı kurulur, biçemsel – simgeci bir sahne düzeni oluşturulur. Düş Oyunu'nun önemi, Rönesans'tan bu yana Avrupa tiyatrosunda uygulanan üç birlik kuralı dışına çıkması ve oyun kişisini psikanalitik çözüntüye uğratarak, kurgusal olarak çok yönlü ortaya koyabilmesidir. Düş Oyunu, dışavurumcu tiyatro, gerçeküstücü tiyatro ve saçma tiyatrosu üstünde etkili olmuştur.

 

DÜŞÇÜLÜK

20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan, öyküleri düşteki gibi silik, karışık, usdışı ve fantezi yanı zengin olan kısa süren bir sanat eğilimi.

 

DÜŞÜNCE OYUNU

Bir ana düşünce çerçevesinde geliştirilen oyun. Olay dizisi, kişiler ve konuşma örgüsü yalnızca ortaya konulmuş olan ana düşünce için vardır. Sahneleme olanağı az olan, daha çok okunmaya elverişli bir anlayış benimser.

 

DÜZELTME

Oyun seyirci karşısına çıkartıldıktan sonra görülen bazı aksaklıkları düzeltmek için yapılan ek çalışma.

 

DÜZEN AÇIKLAMASI

Yazarın oyun betiğinde, yere, girişlere, çıkışlara, dekora, giysilere, donatımlıklara, müziğe, çeşitli etmenlere, kişilerin görüşlerine ve davranışlarına ilişkin genellikle ayraç içinde yaptığı açıklama.

 

DÜZENLEYİCİ

Sahne yetkilisinin yardımcısı. Çalışmalarda ve gösteriler sırasında oyun düzeni ile saptanmış işleri (oyuncuların girişlerini, müzik ışıklama repliklerini, dekor değişimini, perdenin zamanında açılıp kapanmasını) denetler. Aynı zamanda, gerektiğinde sahne gerisinden uygulayım işliklerine ve giysiliklerine bağlantı kurmakla görevlidir.