Kullanıcı Oyu: 1 / 5

Yıldız etkinYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ODA TİYATROSU

Seyirci sayısı yüz kişi ya da daha az olan minik tiyatro.

 

OKUL

Tiyatroya yeni bir görüş, yeni bir anlayış ve heyecan getiren, bunları kurallara bağlayan çığırın kaynağı.

 

OKUL TİYATROSU

Okul öğrencilerinin kurdukları ve gerçekleştirdikleri tiyatro. Ortaöğrenim öğrencilerinin sosyal etkinlikler kapsamında ortaya çıkardıkları amatör tiyatro.

 

OKUMA ÇALIŞMASI

Oyun çalışmasının ilk evresindeki metin üzerinde yapılan çalışma. Bu evrede metin, oyuncunun sahne konuşmasına aktarılmaya başlanır.

 

OKUMA OYUNU

Sahnede oynanmak için değil, okumak için yazılmış oyunlar. Okuma Oyunları, dramatik biçime önem vermeyen, tiyatro koşullarını göz önüne almayan, retoriği ön plana çıkaran ve belirli bir şiir anlayışını dramatik uygulamaya yeğ tutan oyunlardır.

 

OPERA

Latince "opus" ya da "operis" (eser ya da eserler) sözcüklerinin kökünden gelen, ses, bale, koro ve orkestra müziğinden oluşan sahne eserine denir.

 

OPERA KOMİK

Güldürücü biçimde yazılan operalara denir. Diğer bir adı da Opera – Buffa’dır.

 

OPERET

Eğlenceli ve hafif konular üzerine yazılıp bestelenen tiyatro oyununa denir.

 

ORKESTRA

·         Antik tiyatro yapılarındaki proskene'nin önünde ve seyircilerin orta yerinde bulunan, koronun yuvarlak oyun alanı. Bu alan Roma tiyatrosunda yarım yuvarlak biçime girmiştir.

·         Bugünkü anlamıyla müzisyenler topluluğu.

 

ORTA

Ortaoyununun oynandığı alan. Uzunluğu 30 arşın (20 m), genişliği 20 arşındı (14 m). Çevresine kazıklar çakılarak çepeçevre ip dolaştırılır ve böylece seyirci ile oyun yerinin sınırı çizilmiş olurdu. (Bkz. Meydan, Palanga)

 

ORTA ANTİK KOMEDYA

Antik Yunan komedyasının ikinci evresidir. Eski komedya ile orta komedyayı ayıran kesin bir sınır yoktur. Aristofanes her iki dönemde de vardır. M.Ö. 423 ile 330 yılları arasında gelişmiştir. Kişisel ve siyasal taşlama yoktur.

 

ORTAOYUNU

Geleneksel Türk doğaçlama halk tiyatrosu. Kol oyunlarından gelişerek 19. yüzyılda kesin biçimine kavuşan Ortaoyunu, adını izleyicilerin çevre oldukları bir orta yerde oynanmasından alır. Baş kişileri, aynı zamanda oyunun yönlendiricisi olan Pişekâr ile oyunun baş güldürücü tipi (Nekresi) Kavuklu'dur. Dekor olarak “Yeni Dünya” denilen, iki yada üç kanatlı bir paravana, bir de “Dükkan” denilen önünde alçak hasır iskemlesi bulunan peyke vardır. Kendine özgü bir yabancılaştırma estetiği ile seyircinin her an tiyatroda olduğunu anımsatır. Ortaoyunu, kendine özgü bir özellik olarak, açık yerlerde, palanga ya da meydan adı verilen yuvarlak ya da eliptik bir alanda oynanır. Burada erkek izleyicilerin oturduğu mevki ile kadın izleyicilerin oturduğu kafes, ip gerili kazıklarla ayrılmıştır. Oyuncular, sahne giysilerini değiştirdikleri, önü perdeyle kapatılmış sandık odasından kapı yoluyla oyun alanına girerler. Ortaoyununun dekoru, 68 cm. ila 1 m. yükseklikte, genellikle Kavuklu'nun işyerini temsil eden ve iki kanatlı bir kafes olan dükkan ile 1.5 m yükseklikte, iki, üç ya da dört kanatlı, genellikle ev olarak kullanılan ve önünde iskemleler bulunan bir paravanaydı. Ortaoyununun başında köçek, çengi ve curcunabazların müzik eşliğinde raks gösterisi yer alırdı. Gündelik olaylardan yola çıkan, doğaçlama, durum komedyası ve laf oyunlarına dayanan Ortaoyunu dört bölüme ayrılırdı;

·         Giriş: Pişekâr'ın izleyiciyi selamlayıp, zurnacıyla konuşup oyunu açması,

·         Muhavere: Kavuklu ile kavuklu arkasının oyuna girmesiyle başlayan bölüm,

·         Fasıl: Belli bir olayın temsil edildiği kısım,

·         Bitiş: Pişekâr'ın izleyiciden özür dileyip, gelecek oyunun adı ve yerini bildirerek oyunu kapatışı.

Ortaoyunu fasıllarının çoğu Karagöz’ünkiyle aynıdır. Klasik ve yeni eklenmiş fasıllar olmak üzere iki öbekte toplanır. Ortaoyununda değişik tipler bulunur ve her tip kendisini simgeleyen müzikle içeri girerdi. Müzikçiler oyunla bütünleşmişlerdi. 19. yüzyıl ortalarında Ortaoyunu yerini tuluat tiyatrosuna bırakmıştır.

 

OYUN

·         Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki gösterisi.

·         Oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı.

 

OYUN AĞASI

Anadolu'da köy seyirlik oyunları düzenleyenlere verilen adlardan biri.

 

OYUN ÇIKARMA

Köy oyunlarını düzenleyip sunma.

 

OYUN DİLİ

Tiyatro yapıtını var eden, onu inandırıcı yapan dil. Bunun için toplum çoğunluğunun günlük dilini doğru ve güzel bir biçimde kullanmak gereklidir. Dil, tavırdan ayrılmayacağı için, oyun kişilerin yaşadıkları dönem, sınıfsal yapıları, çevreleri eğitimleri ve karakter özellikleri dilde rol oynar.

 

OYUN DÜZENİ

Yönetmenin bir tiyatro yapıtını anlamlı ve uyumlu bir biçimde sahneye koyma işleminin tümü. Oyun düzeni, oyunculuk, dekor, giysi, donatım, ışıklama vb. öğelerinin oyunun amacını gerçekleştirecek biçimde estetik bir bütünlüğe ulaşmasını gerektirmektedir.

 

OYUN DÜZENİ DEFTERİ

Bir tiyatro yapıtının sahnelenmesine yarayan, yönetmenin çalışma notlarını, gerekli çizelgeleri, uygulayım planlarını ve masraf listesini ayrıntılı bir biçimde kapsayan uygulama defteri.

 

OYUN FOTOĞRAFI

Bir oyunun değişik bölümlerinin dramatik anlarında çekilmiş fotoğrafları. Bu fotoğraflar hareket halinde çekileceğinden, siyah beyaz çekimde en az 400, renklide ise 1600 ASA kullanmak iyi sonuç verir.

 

OYUN KİŞİLERİ

Bir tiyatro yapıtında yer alan karakter yada tipler.

 

OYUN KURMAK

Betiğe dayanmayan ve daha çok doğaçlama ile geliştirilen oyunları ortaya çıkartmak, iskeletini kurmak.

 

OYUN MÜZİĞİ

Oynanan oyuna anlam açısından yardımcı olan müzik. Bu, bazen bir imgeyi ya da bir öğeyi sürekli olarak vurgulamak, bazen de atmosfer yaratmak için kullanılır. Brecht'in Epik Tiyatro'sunda müzik yabancılaştırmayı gerektirecek biçimde hedeflenir.

 

OYUN SANATBİLİMİ

Tiyatro tarihçisi, incelemecisi ve kuramcılarının oyun metni üzerindeki çalışmalarını ve sonra da oyunun sahnelenmesi açısından sanatsal bilgileri kapsayan uğraş alanı. Metin üzerinde yapılan çalışmaların tümüne “kuramsal dramaturji”, oyuncular ile sahne üzerinde yapılan çalışmalara da “uygulamalı dramaturji” denir.

 

OYUN SANATI UZMANI

Bugünkü anlamıyla oyun sanatını ve uygulayımını bilen, tiyatronun bilim ve sanat danışmanı. 18. yüzyılda, Alman yazar ve kuramcı Gotthold Ephraim Lessing'in, Yunanca kökten yararlanıp ortaya attığı bu terim, başlangıçta oyun yazarı ve yöneticisi için kullanılmıştır. Oyun Sanatı Uzmanı'nın görevleri çeşitlidir;

·         Çalıştığı tiyatro için, seyirciyi, tiyatronun teknik olanaklarını ve sanatçı kadrosunu dikkate alıp oyun seçmek ve önermek,

·         Gönderilen yapıtlar üzerinde, gerektiğinde yazar ile çalışma yapmak,

·         Yeni oyun yazarları bulmak,

·         Dünya tiyatrosundaki gelişmeleri izleyerek çalıştığı tiyatroya yol göstermek,

·         Gerektiğinde bazı konularda yönetmene malzeme sağlamak, ön çalışmalar yaparak gerekli bilgi ve belgeleri sağlamak,

·         Seyirciler için yayımlanan tiyatro dergisini yada oyun izlencesini bastırmak,

·         Tiyatro belgeliğini ve kitaplığını kurmak, yönetmek, tiyatro için gerekli bulduğu kitapların satın alınmasını önermek,

·         Çalıştığı tiyatronun olanakları varsa tiyatroya ya da sanata ilişkin çeşitli sanat etkinlikleri düzenlemek.

 

OYUN SÜRESİ

Bir oyunun gerektirdiği oynayış süresi.

 

OYUN TASLAĞI

Yazarın oyununu yazmadan önce, saptadığı özellikleri ve konu özetini gösterdiği betiktir.

 

OYUN YAZARI

Tiyatro sanatının kurallarına ve gereklerine uygun, seyirci karşısında oynanmak üzere oyun yazan kimse. Yazarlık konusunda, belli ilkeler ve teknik bilgiler gerektiğinden, doğuştan yaratıcılık dışında sahne uygulayımını öğrenme gerektiren yazarlık dalı.

 

OYUNCAK TİYATRO

12. yüzyılın ilk yarısında İngiltere'de W. West'in o dönemin oyunlarını, kartondan üç boyutlu dekor ve giysilerle yapmasıyla ortaya çıkan oyuncak. Bu çok tutulan oyuncak, çocuk kitaplarında günümüze kadar gelmiştir.

 

OYUNCU

Bir oyun kişisini, bilgisi, tekniği ve yaratma gücü ile canlandıran ya da gösteren sahne sanatçısı. Etkin ve inandırıcı oyunculuk için, sanatçının kendini bir enstrüman durumuna getiren solunum, ses ve beden tekniğini edinmiş olması gerekir.

 

OYUNCU YÖNETİCİ

Oynayan ve aynı zamanda tiyatroyu da yöneten oyuncu için kullanılır. (Örn. Genco Erkal, Ferhan Şensoy.)

 

ÖDENEKLİ TİYATRO

Devlet ya da yerel yönetim tarafından belli bir ödenek verilerek, paraca desteklenen tiyatro. (Örn. Devlet Tiyatroları, Şehir Tiyatroları, Belediye Tiyatroları.)

 

ÖFKELİ GENÇ KUŞAK

İngiltere'de 1950'lerin ortalarında tiyatroyu biçemsel ve içeriksel olarak etkilemiş oyun yazarları için kullanılan, Leslie Paul'ün Öfkeli Genç Adam adlı öz yaşamsal romanın başlığından türetilmiş kavram. İngiltere'de savaş sonrası toplumsal gelişmeler karşısında hoşnut olmayan bu öfkeli genç oyun yazarları, tiyatroda bakış açısı değişikliği istemişler, toplumsal yaşamı işçi, emekçi ve küçük burjuva kesimlerin, küçük insanın bakış açısından eleştiriye bağımlı kılmışlar, ancak somut çözüm getirememişler, toplumsal çelişmeleri göreneksel natüralist tarzda yansıtmakla kalmışlardır. Öfkeli Genç Kuşak, İngiltere'de serbest tiyatroların gelişmesine öncülük etmiştir. Öfkeli Genç Kuşak'ın oyun yazarları arasında; John Osborne, Arnold Wesker, John Arden, S. Delaney, tiyatroları arasında da Royal Court Theatre, Theatre Workshop sayılabilir.

 

ÖLÜ NOKTA

Oyun alanında yetersiz aydınlatılmış yer.

 

ÖN OYUN

Oyunun ana bölümlerinden önce bilgi vermede kullanılan giriş bölümü. Oyuna konu olan olgudan önce geçenleri özetler.

 

ÖN SAHNE

Çerçeve sahnenin önünde bulunan, iki ile dört metre arasında genişliği olan çıkıntı.

 

ÖN SAHNE IŞIKLARI

Seyirci salonunda, tavanın sahneye yakın yerinden sahneye yönetilmiş, dizi ışıkların tümüne verilen ad.

 

ÖN YERLER

Çok katlı tiyatrolarda, zemin katın sahneye yakın kesiminde bulunan seyir yeri.

 

ÖN YÜZ

Bir tiyatro yapısının ön yüzü.

 

ÖNCEDEN SAPTAMALI KARARTICI

Sahnede bir ışık durumu varken, sonraki sahnenin ışık durumunun önceden hazırlanabildiği karartıcı çeşidi.

 

ÖNCELİK HAKKI

Bir oyunu ilk kez sahneye çıkarma hakkı.

 

ÖNCÜ

Anadolu'da oyun düzenleyenlere verilen adlardan biri.

 

ÖNCÜ OYUN

Alışagelmiş oyunlardan ayrılan, gerek yapısı gerekse anlatım yönünden yenilikler getiren oyun.

 

ÖNCÜ TİYATRO

Getiren tiyatro. Öncü oyunları yaygınlaştırmayı amaç edinen tiyatro.

 

ÖYKÜLEMEK

Bazı oyunların başında, ortasında, sonunda ya da yer yer anlatıcı yoluyla oyunu konusunu anlatmak, bazı bölümleri özetlemek ya da yorumlamak. Antik Yunan tiyatrosunda bu görevi koro yapardı. Çağdaş oyunlarda öyküleme işlemi bir anlatıcı tarafından gerçekleştirilir.

 

ÖZEL BÖLME

Tiyatrolarda 4 veya 5 kişilik özel bölmeli seyir yeri (Loca).

 

ÖZEL BÖLME SORUMLUSU

Tiyatroda özel localara bakan görevli.

 

ÖZEL GÖSTERİ

Kapalı gösteri. Bir oyunun özel olarak çağrılmış konuklar önünde oynaması.

 

ÖZEL TİYATRO

Özel kişilerin kurup yönettikleri tiyatro. Bunlar arasında yarı ödenekli ya da ödeneksiz olanlar vardır. Genellikle, “sponsor” desteği alırlar.

 

ÖZENCİ TİYATRO

Kazancını tiyatrodan sağlamayan, genellikle oyunculuk tekniği olmayan, ancak çalışmasını özenle yapan kişilerden kurulu tiyatro topluluğu. Nitelikli özenci toplulukların, geleceğin yazarını, yönetmenini ve oyuncusunu yetiştirmede, başlangıç içinde olsa, katkıları vardır. Bu topluluklarda görev alan birçok kişi, sonrasında tiyatro eğitimine girmişlerdir.

 

ÖZET

Bir oyunun konusunu kısaca anlatan, bu konu üzerinde aydınlatıcı noktaları gösteren kısa metin.